Puan vermedi·438 syf.····Okunma: 13 Ocak 2025 21:40 Bir okur olarak okumakta oldukça geç kaldığım bir seri. Bu sene de ertelememek adına hemen ilk kitapla başladım. Kendimi Çukurova’nın sarı sıcağının büyüsüne bıraktım.
İnce Memed, edebiyatımızın en önemli eserlerinden biri. Kırktan fazla dile çevrilmiş. Tüm seri otuz küsür yılda tamamlanmış.
Romanda, Çukurova halkının ağalığa karşı mücadelesi anlatılıyor. Halk sefalet içinde, toprakları ağaların himayesinde, baskı zulüm altında.
“Ne de iyi insanlar var şu yeryüzünde.”
“Ne de zalim, ne de melun insanlar var şu yeryüzünde.”
Beş köye hakimiyet kuran Abdi Ağa’nın zulmüne boyun eğmeyip isyan eden, anası ve sevdiği kızdan başka kimsesi olmayan delikanlı bir çocuğun hikayesini, devleşmesini arka planda dönemi, toplum yapısını yansıtarak kaleme almış Yaşar Kemal. İlk sayfadan itibaren okuru içine alıp sayfalarca sürükleyecek kadar akıcı. Betimlemeler muhteşem. Coğrafya olarak aşina olmadığım bir bölgeyi iliklerime kadar yaşadım. Şu cümleyi özellikle not almışım. “Bu, sarp yerlerin insanının yürüyüşüydü. Sarp yerlerin insanları adım atarken ayaklarını havaya fazla kaldırırlar. Dizleri hizasına kadar. sonra ihtiyatlı, korka korka indirirler. Buna alışmışlardır. halbuki, ova insanları tam aksinedir. Ayaklarını yerde sürürcesine giderler.” Böylesi tasvirlere hayran kaldım.
Yaşar Kemal’in cümlelerini okuyup da çakır dikeninin bacaklarınıza batmaması, Çukurova’nın toprağını, sıcağını hissetmemeniz, o çorbanın kokusunun burnunuza gelmemesi imkansız. Her bir karakter ayrı sağlam, ayrı özel, romanı bir bütün olarak tamamlayan önemli unsurlardan.
İnce Memed, gözbebeklerindeki o ince pırıltıyla bir umudun hikayesi..
“İnce Memed dedikleri bir sabi çocuk. Ama tepeden tırnağa yürek…” Yaşar Kemal’in dediği gibi
“İnsan evrende gövdesi kadar değil, yüreği kadar yer kaplar.”