Paul Auster okumak ne büyük bir keyif. Elime aldığım her romanında aynı hazzı tadıyorum. Bin küsur sayfalık 4321,Yanılsamalar Kitabi,Yalnızlığın Keşfi, Ay Sarayı, Kırmızı Defter,Sunset Park,Brooklyn Çılgınlıkları,Newyork Üçlemesi....ve daha nicesi .Bunları okuyup da hayran olmamak elde değil.
Yaşamının son dönemlerinde kanser tedavisi görürken yazdığı romani Baumgartner'in son romani olacağını düşünmüş müydü acaba?Romanın sanki devamı gelecekmiş gibi bitirmiş.
Romanın kahramani 71 yaşındaki STB, on yıl önce karısı Anna'yı bir kazada kaybetmiştir. Bundan sonra derin bir yas sürecine girer. On yıl sonra bile kahve içtiği fincan ona karısını hatırlatır. Hiçbir şeyi değiştirmemistir. Gündelik yaşamına devam ederken bir yandan da Çarkın Gizemleri ,adında bir kitap yazmaktadır. Bu arada kendisi bir felsefe profesörü karısı ise şairdir.
Roman geriye dönüşlerle cocukluklari, aileleri,tanışmaları,evlenmeleri üzerine bugünle bağ kurarak ilerler. Tipik bir postmodern roman. Üst kurmacalı,farklı metin türlerinin montajlandigi okuması çok keyifli bir metin.Roman sürpriz bir telefonla farklı bir yöne verilirken hayatta umudun hiç bitmediği mesajını da verir. Hayatta bizi ayakta tutacak bir şey hep vardır. Bunu görebilmek önemli. Paul Auster'in romanlarında ana tema her zaman anlam arayışı, varolus sorunları olmuştur. Burada da 70'lik bir adamın durumunu masaya yatırır. Yine hemen hemen her romaninda oldugu gibi otobiyografik unsurlar da Auster'i tanıyan okuyucuların gözünden kacmamistir.
Otomobil metaforu ile insan vücudunu karşılaştırması cok yerinde. İkisi de kendi kendine hareket ediyor zira. Yine "Hayalet uzuv" sendromu ile yakınlarını kaybedenlerin çektiği yoksunluk hissini birbirine çok güzel bağlamış.
Yorumumu bu durumu anlattığı kitaptan bir bölüm ile bitirmek isterim.
" Ölen çocuklarının yasını tutan annelerle babaları, ölen anneleriyle babalarının yasını tutan çocukları, ölen kocalarının yasını tutan kadınları, ölen karılarının yasını tutan erkekleri ve onların çektiği acının uzuvlarını kaybedenlerin duygularıyla ne kadar yakın olduğunu düşünüyor; çünkü yok olan kol ya da bacak önceden canlı bir gövdeye bağlıdır, yok olan bir insan da önceden başka bir canlı kişiye bağlıdır ve eğer siz o geride kalan canlı iseniz, o kopan parçanızın, o hayalet parçanızın size hâlâ derin acı vermeyi sürdürdüğünü hissedersiniz. Belirli birtakım çözümler acıyı biraz hafifletebilir, ama o acıyı kesinlikle yok edecek hiçbir çare yoktur."