·488 syf.··Beğendi
···Okunma: 21 Ocak 2025 19:00 Maksim Gorki’nin “Ana” kitabını okurken beni en çok etkileyen şey, hikayenin bir anne üzerinden devrimci bir hikaye anlatması oldu. Pelageya Nilovna (ana), eşinden dayak yiyen, içine kapanık bir kadındır. Onu işçilerin dayanışmasına iten şey hem oğlunun azmi hem de kocasından dayak yemesidir aslında. Ana, feminist bir aydınlanma yaşamadan önce sosyalist bir aydınlanma yaşıyor ve kocasından neden dayak yediğini merak ediyor. Bu şiddeti işçilerin içsel huzursuzluğuna vs. bağlıyor. Ah be ana, keşke önden bir feminist aydınlanma yaşasaydın. Neyse, o dönemki rus yazarları düşünürsek Maksim Gorki bir melek kalıyor gözümde.
Gorki’nin dili sade ama çok etkileyici. İşçilerin arasında geçen diyaloglar, mahallelerin o kasvetli havası, grevler ve toplantılar… Tüm bunlar öyle canlı ki, adeta yanlarındaymış gibi hissettim. Özellikle grev sahnelerinde, işçilerin dayanışması ve cesaretleri insanı hem gururlandırıyor hem de mücadele ruhunu hissettiriyor.
Okumanızı tavsiye ederim.