Osami DAZAİ’nin yarı otobiyografik romanı olan İnsanlığımı Yitirirken romanı karakterin küçüklüğünden itibaren hayatta kendisine yer bulamamasıyla başlıyor. Yüzüne yerleştirdiği maskeyle yaşamına devam ederken ruhunun ve bedeninin sınırlarını zorlamaya devam ediyor.
Kalabalık bir ailede yapayalnız büyüyen Yozo yaptığı her davranışı ve dile getirdiği her düşünceyi şakaya vuruyor ve kendisini bir ’soytarı’ olarak nitelendiriyordu. Bir süre en büyük korkusu insanların onun yaptığı bu hileyi anlayacak olmasıydı. Zaman geçtikçe anlam arayışı içerisinde ailesinden uzaklaştı ve depresyon, yalnızlık, topluma ve kendine yabancılaşma gibi konularla boğuşmak zorunda kaldı. Başarısız intihar girişimlerinden sonrasında da hayat onun için hiçbir zaman sadece fiziksel acıdan ibaret olmadı çünkü Yozo yıllarca mutluluk hissine ulaşamamanın verdiği acı içerisinde sıkışıp kaldı.
‘‘Mutlu muyum? Aslında küçüklüğümden beri insanlar sürekli şanslı biri olduğumu söylüyor ama bana sorarsanız cehennemde gibi hissediyorum, bana şanslı olduğumu söyleyenlerse benimkiyle kıyaslanamayacak ve ölçülemeyecek kadar mutlu görünüyorlar’’
‘‘Parya diye bir kelime vardır. İnsan toplumunda bu kelime başarısızları, ezikleri, ahlaksızları belirtmek için kullanılır. Ben doğduğumdan beri kendimi ‘parya’ gibi hissediyorum.’’