Nebat BukrekYılmaz
Son zamanlarda ne kadar da çok duyduk beyin göçü kavramını. Donanımlı, zeki, önü parlak ve gelecek vadeden gençlerimiz tek tek ülkelerini terk ediyor. Peki neden? Bu ülkeden olmayıp gideceği ülkedeki beklentileri neler? Bunların yanı sıra ya geride bıraktıkları. Gençlerimizin içsel zorlukları, kayıpları, gittiği yerdeki zorluklar bunlara değer mi? Onlarca yanıtını bekleyen soru varken en iyisi bu konuyu ele alan #yılmaz kitabını okuyalım. Okuyalım ki bazı şeyleri daha net anlayıp farkına varalım.
Kitapta Yılmaz'ın yaşadığı içsel çatışmaları ve dışsal zorlukları okuyoruz. Karakterimizi büyüdüğü yerden koparak yeni bir hayata yelken açmaya çalışan milyonlarca gençten biri. Yılmaz'ın yaşadığı psikolojik etkileri, kimlik arayışını, yalnızlığı, karamsarlığı ve umudu derinlemesine hissediyoruz. Göç sadece bir kişiyi değil tüm aile fertlerini etkiliyor ama buna mecbur bırakan sistemi sorgulamak lazım.
Yılmaz'ın annesi tüm ailenin yükünü omuzuna alan klasik Türk kadınlarından biri. Her şeye yetişmeye çalışırken kendini ihmal eden, bazen kendini sorguya çeken ve kaygıları ile baş etmeye çalışan bir karakter. Ahhh annelik ne zor şey. Kadının yaşadıkları ne çok etkiledi beni.
Aslında kitap birkaç karakteri ele alıyor ve her karakterin kendi dünyasında çıkmazları var, susmak zorunda oldukları var. Aslında söylenecek çok şey var. Sqbaha kadar konuşsak ancak rahatlarım. Beni uzun süre etkisinde bıraktı. Okuyun ve okutturun. Şiddetle tavsiye ediyorum.
Her Ay Okuyanlar Kulübü