Karakterler Üzerine bir Analizcik
9/10
·687 syf.··
Beğendi
·
2023 73. kitabı
(Spoiler içerir) Raskolnikov büyük adam olmak istiyordu. Belki bu da vicdan azabı çekmeden hatta üzerinde bile düşünmeye değmeden yapılmalıydı, tıpkı Napolyon gibi. Fakat o vicdanından hiçbir zaman kurtulamadı. O düşünceler hep aklına geldi. Fakat, o buna yapabileceğine kendini ispat etmek için o yaşlı kadını şeytanlaştırması gerekiyordu. Bu gerilimle yaşlı kadını öldürmeye gitti. O kadar işine kitlenmiş ve kendini şartlandırmıştı ki, vicdanını bastırmayı başardı. Bunu yaparken çok gergindi ve ne yaptığını bilmez haldeydi. Çünkü içinde bir çatışma vardı. Bu şartlanmıştık ve korku halinde beklenmedik şekilde ortaya çıkan Lizavetayı da öldürdü. Sonrasında iç dünyasında bu iç çatışma devam etti. Belki bu öldürmeyle daha kararlı ve daha az mütereddit biri olacaktı. Bu şekilde hayatındaki dağınıklıktan kurtulup, bir amaç kazanıp okulunu bitirecekti, fakat bu gerçekleşmedi. Hastalığı arttı. Vicdan azabı ve devamlı o sahneyi düşünmesi onu suç mahaline geriye getirdi. Suçlu her zaman suç mahaline geri döner. Her suçlu seviyesine göre az ya da çok vicdan taşır. Bu yüzden insanda iyi ve kötünün bir arada insanın kalbinde mücadele eder. Sonya ve Dunya ne kadar Raskolnikova yaptığından pişman olması gerektiğini, çünkü masum bir insanı öldürdüğünü söylese de o bunu kabul etmek istemedi. Vicdanını bastırdı ve o öldürdüğü kadının böcek ve şeytan olduğunu ve onun parasının çok insana fayda getireceğini kendi kendine savundu. Sonyayı anlamak istemedi. Çünkü bunu kabul etmek zordu. O zaman büsbütün Napolyon olmaktan vazgeçmek demekti bu. Ve kendinden de vazgeçmek…Kitapta farketmişsinizdir: Raskolnikov ne kadar yardımsever ve empatik biri olsa da çok gururlu ve kendini büyük gören biri. Öyle gururlu ve kibirli ki kardeşinin kendisi için evlendiğini sezince şiddetle reddediyor. Hatta Sonyayı kendisinden acıdığı için sevdiğini düşününce ona düşmanca hisler besliyor, çünkü bu durumda Raskolnikov aciz ve yardıma muhtaç olduğu gerçeğiyle yüzleşmek zorunda kalıyordu. Bu ruhsal ve fiziksel çatışmada hasta olan Raskolnikov en sonunda Sibiriyada gördüğü bir rüyayla bu cinayetin kabahat olduğu gerçeği ile yüzleşiyor. İlk başta sarsılıp hastalanıyor fakat Sonyanın sevgi, anlayış ve sadakati ile iyileşiyor ve kalbinde ümit yeşermeye başlıyor. Son olarak, polis memuru Profiy in de diyaloglarında da yer aldığı gibi her suç kendi cezasını içinde barındırıyor. Raskolnikov u çok iyi tahlil eden polis memuru onun vicdan azabıyla kıvrandığını anlıyor ve onun geri döneceğini düşünüyor. Ve dediği gibi oluyor. Raskolnikov kendi suçunu kabul ediyor. Bu polis memuru ne kadar piskolojik işkence methodunu kullansa da Raskolnikov’a bir iyilikte bulunuyor ve onun hapis yatıp çile çekerek arınabileceğini yoksa ömür boyu bu vicdan azabi ile yaşayamayıp kafasına sıkacağını söylüyor ki Sydralikov(yanlış yazdım muhtemelen) kafasına sıkıp öldürüyor. Bu adam da biliyorsun Dunya(Raskolnikovun kızlardeşi) ile evlenmek istiyor. Bunun nedeni de ayrı bir analiz konusu fakat yazar burada Raskolnikovun muhtemel diğer sonunu gösteriyor. Bu adam da işlediği suç ve vicdan azabı ile yüzleşmekten kaçıp(14 yaşındaki bir kız bu adam yüzünden kendini asmıştı) bohem ve sefih bir hayata dalıyor. Fakat bu adamda da biraz vicdan var çünkü sonunda Dunyaya tecavüz edebilecekken etmiyor. Çünkü kızın bakışlarından onun bedenine sahip olsa da onun sevgisini ve alakasını kazanamayacağını anlıyor. Ona tecavüz edip içinde kalan vicdan kırıntısını da öldürebilirdi fakat bunu yapmıyor. Sonrasında eski bohem hayatına dönemeyeceğini anlıyor ve çıkış yolu olarak kafasına sıkıyor. İntihar etmeden önceki son gece de kendisinden dolayı vicdan azabı çektiği kızı rüyasında görüyor. Neticede Napolyon ve Hitler olmak ne kadar şöhret ve güç getirse de insanın kalp ve ruhunu öldürmesi gerekiyor. Böyle insanlar histerik seviyesinde hasta ve paranoyak olurlar. Güçlerini kaybetmekten ve kendi kötülüklerin cezasını çekmekten korkarlar. Zaten her insan da bu ölçüde kötü olmayı kaldıramaz. Raskolnikovun hatası şöhreti ve gücü elde etmek için bu insanlar gibi olmak ve kalp ve vicdanını öldürmeye kendisini ikna etmesi oluyor. Fakat, bir insan meşru yolla da büyük insan olup faydalı şeyler yapabilir. İlginç bir şekilde yazar bunu hiç ele almıyor. O dönemin dünya görüşü de bu yöndeydi. Böyle büyük adam olmak için mutlak güç olacak, sömüreceksin, acımayacaksın, zayıfı ezip hayatta kalacaksın. Social darwizim, materialism, mutlak akılcılık ve bunların neticesinde gelen kapitalist sistem de bu görüşleri dayatıyor. Bu görüşlere göre bir şey faydalıysa ya da senin çıkarına hizmet ediyorsa ve güçlüysen, sen o işi yapmakta meşrusun. Herkes kendi çıkarına hizmet edeceği varsayılarak toplumun bütününün bu yönde iyi olacağı düşünülüyordu. Bir de duygu, vicdan, kalp bunlar akılla çelişen şeyler olarak görüldüğü için çok ciddiye alınmıyordu. Avrupa sömürüsü ve barbarlığının temeli de buradan gelir.
Edebiyat
Suç ve CezaFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025194,2bin okunma
·
118 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.