Puan vermedi·344 syf.····Okunma: 23 Ocak 2025 16:11 Tüm kitapsever dostlarıma mutlu akşamlar kitaplarla güzelleşen vakitler diliyorum
1870'li yıllarda geçen, yazarının akıcı, anlaşılır bir dili ve merak uyandıran anlatımı ile harika bir kurgu roman okudum. Beyoğlu ve dönemin çok kültürlü yapısını da anlatan bir dönem romanı, aynı zamanda farklı suç unsurları taşıyan olayların da kurguda yer alması nedeniyle polisiye bir özellik de taşımaktadır.
Beyoğlu'nda çıkan büyük yangın neticesinde Panayora ve kardeşi Mihail hem ebeveynlerini, hem evlerini kaybederler. Bir süre çadırlarda yaşam mücadelesi veren iki kardeş Mihail 'in hastalığı nedeniyle uzun yıllardır aile için husumet nedeniyle görüşmedikleri teyzelerine sığınırlar. Teyze ve enişte Yota 'yı istemez. Şartlar nedeniyle kardeşini orada bırakmak zorunda kalan Panayota için daha zorlu bir hayat başlar.
Şefika ve ailesi, tulumbacı Sarı Ali, Yorgo ve kalpazan çetesi onun hayatında mühim kişiler olurlar. Hep zorluk ve yoklukla mücadele eder Yota.
Kardeşi ile bağını koparmamak için verdiği mücadele, Şefika ve ailesi için yaptıkları, kızı Maria onu hep güçlü olmak, herlese yetişmek zorunda bıraktı. Kararını verdi ve meşru olmayan yollardan büyük meblağ paraya ulaştı. Fakat nankörlük ve vicdansızlıklar ile karşılaştı. Kitabın son sayfasını okuyup kapatırken Yota 'ya el sallayıp "Yolun, bahtın açık olsun, Maria 'yı çok sev" diyerek el salladım.
Benim için oldukça duygusal bir okuma deneyimi oldu. Panayota ile yoğun bir empati yaşadım. Hayat, kader 17 yaşındaki genç bir kızı böyle zorlu bir yaşam mücadelesi içerisinde bırakmamalıydı
Bu güzelliği sizlere de tavsiye ediyorum