Tahmini Okuma Süresi:
9 sa. 45 dk.
Sayfa Sayısı:
344
Basım Tarihi:
31 Ekim 2024
Yayınevi:
The Kitap
ISBN:
9786256182035
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak

Yorumlar ve İncelemeler

Puan vermedi·344 syf.··
2025 7. kitabı
1870'li yıllar... Beyoğlu... Farklı sosyo kültürel zemini ile insanların bir arada yaşadığı bir dönem. Fakat büyük bir yangın her şeyi bambaşka bir hale getiriyor. İnsanları, yaşamları alt üst ediyor... Kitap, okuyucusunu Rum kızı Panayota ile Türk kızı Şefika 'nın tanıştığı bir balo ile karşılıyor. Sonrasında mektuplaşmalarla devam ediyor arkadaşlıkları. Tabi Panayota 'nın annesi bu durumdan çok da mutlu değil. Tam da bu noktada şunu söylemek istiyorum annesiyle olan ilişkisi de oldukça dikkat çekici. Okuyanlar ne demek istediğimi anlayacaktır. Her ailenin kendi içerisinde çok farklı bağları var şüphesiz. Sonra ise o büyük yangın. Beyoğlu cayır cayır yanıyor. Panayota anne ve babasını kaybedip kardeşiyle baş başa kaldı. Zorlu günlerin ardından kardeşini teyzesinin yanına bırakarak hayatta kalma mücadelesine tek başına devam etti. Fakat hep yanlış kişilerle karşılaştırdı yaşam onu. Zaten öyle değil midir her şey geldi mi üst üste gelir. Ne kadar uğraşsa da bir türlü işler yolunda gitmedi. Bu süreçte Şefika ile yolları yine kesişti. Ama orada olanlara da çok şaşıracaksınız. Bazen hayatta öyle şeyler olur ki her şey ters düz olur. Panayota eski hayatına kavuşmak için nasıl bir yol izleyecek derseniz yanıtı kitabın içinde. İnsan okurken kendini düşünüyor ne yapardım diye. Kitap kahramanına sanki fikir verecekmişçesine düşündükçe düşünüyor. Yaşam hiçbir zaman düz bir yol değil. Bu yolculukta insan bazen çok derin çukurlara düşebiliyor. Çıkmak ise o kadar da kolay olmayabiliyor. Yazarın anlatım dili çok hoşuma gitti. Dönemi de öyle güzel yansıtmış ki, okurken zihninizde canlanıyor. Kapağı kapattığım zaman ister istemez yüzümü Ayasofya'ya çevirdim...
Kül ŞehirHakan Karakaşoğlu · The Kitap · 202478 okunma
Puan vermedi·344 syf.··
2026 76. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 18:46
Kül Şehir – Hakan Karakaşoğlu Kül Şehir benim için sadece sürükleyici bir roman değil, aynı zamanda atmosferiyle içine çeken bir deneyim oldu. Daha ilk sayfalardan itibaren kendimi olayların tam ortasında hissettim ve sayfalar ilerledikçe merak duygum giderek arttı. Kitap, tarihî dokuyu, gizemi ve aksiyonu başarılı bir şekilde harmanlayarak temposunu son ana kadar koruyor. Romanın en güçlü yönlerinden biri, arka plandaki tarihî atmosferi canlı bir şekilde hissettirmesi. Mekân tasvirleri ve dönemin ruhu o kadar başarılı aktarılmış ki okurken adeta kendinizi sokaklarında dolaştığınız bambaşka bir şehrin içinde buluyorsunuz. Hikâye ilerledikçe karakterlerin sırları, karşılaştıkları tehlikeler ve çözmeye çalıştıkları düğümler de merakı sürekli canlı tutuyor. Benim en sevdiğim noktalardan biri ise olayların tekdüze ilerlememesi oldu. Her bölümde yeni bir ayrıntı öğreniyor, tahminler yürütüyor ama çoğu zaman yanıldığımı fark ediyordum. Bu da kitabı elimden bırakmadan okumamı sağladı. Karakterlerin yaşadığı ikilemler ve verdikleri kararlar da hikâyeyi daha gerçekçi kılan unsurlardandı. Yazarın dili oldukça akıcı ve sade. Gereksiz ayrıntılara boğmadan merak unsurunu diri tutmayı başarıyor. Özellikle tarihî kurgu, gizem ve macera türünü sevenler için keyifle okunabilecek bir eser olduğunu düşünüyorum. Ben okurken hem olay örgüsünden hem de atmosferinden büyük keyif aldım ve kitabın aldığı ödülün nedenini rahatlıkla anlayabildim.
Kül ŞehirHakan Karakaşoğlu · The Kitap · 202478 okunma
8/10
·344 syf.··
Beğendi
·
2025 7. kitabı
"Karar vermek zorundaydı; ya önemsiz şeylerden bahsederek zamanı tüketecek ya da içini döküp kaderine razı olacaktı." #alıntı 1870 yılı İstanbul sokaklarında, tarihi ahşap binaların arasında gezinirken her pencereden farklı bir dil duyunca anlıyoruz ne kadar da kültür ve medeniyet çeşitliliğini bağrına bastığını. Bir kıvılcımla çehresi değişen koca bir şehir ve hayatları değişen şehir sakinleri. Birçok kişinin hayatını kökünden değiştiren yangın, hâli vakti yerinde olan Panayota'nın da hayatını derinden etkiler. Küllerinden doğan Anka misali Yota , toparlanmaya, enkazlarını, yaralarını sarmaya, çalışan şehir gibi, her kaybından sonra tekrar ayakta durmanın yollarını arar, yaralarını sarar. Sadece kendine değil sevdiği herkese yardımcı olmaya çalışır. Aile bağlarının, arkadaşlık ve vefa duygularının tüm detaylarıyla işlendiği #külşehir ,merak duygusuyla satırları cevirdigim bir kitap oldu. Aşırı fedakarlık etmenin kendine haksızlık olduğunu, insanlar için zamanla yaptığınız ufak iyiliklerin de görevinizmis gibi algılanmasına sepep olduğuna şahit olurken, "tarih tekerrürden mi ibaret," diye düşünmeden edemiyor insan. 2024 Don Kişot İyi Edebiyat Ödülü sahibi olan #külsehir , ayakta durmak için tüm sınırlarını zorlayan genç bir kızın, sıkı sıkı sarıldığı elinde kalan en büyük serveti olan "insanlara güven" duygusunu da kaybetmesiyle, yalnızlık ve kimsesizlik hissiyle adım adım suça karışmasının anlatıldığı sürükleyici ve merak uyandırıcı bir kitap. #hakankarakaşoğlu fizyolojik betimlemeleri ile şehri, psikolojik betimlemeleriylede Panayota'nın ruh halini çok ustaca kaleme alıp satırlara aktarmış. Siz kitabı okudunuz mu? Kitap hakkında neler düşünüyorsunuz? Yazarın diğer kitaplarını okudunuz mu? Hadi yorumlarda buluşalım
Edebiyat
Kül ŞehirHakan Karakaşoğlu · The Kitap · 202478 okunma
9/10
·344 syf.··
2025 5. kitabı
2024 Dök Kişot İyi Edebiyat Ödülü'nü kazanan Kül Şehir isimli güzel bir kitaptan bahsedeceğim sizlere. Yıl 1870 herkesin kendi halinde olduğu, sadece ırk ayrımı yapan bir kaç kişinin dışında bütün insanların mutlu huzurlu olduğu bir dönem. Bir baloda tanışıp düzenli olarak mektuplaşan birbirini ırk ayrımı yapmaksızın kardeş gibi seven Rum kızı Panayota ve Türk kızı Şefika'nın dostluğuna şahit oluyoruz. Panayota'nın babası Dimitris'in bu ara işleri kötü gider.Bu borç krizinden iflastan kurtulmak için eşi Maria'nın ortaya attığı bir fikir ile bir hafta düşünceli geçer.Çünkü eşi Maria kızlarının zengin bir kişi ile evlenmesini ister ama baba Dimitris bu konuyu düşüneceğini belirtir . Fırından yeni çıkmış mis gibi etrafa yayılan ekmek kokusu ile aile kahvaltı masasına geçmeye hazırlanır. Dışarıda bağırışlar ve çığlıklar bu güzel anı baltalamak için hazırda bekler. Dimitris durumu anlamak için dışarı çıktığında bir yangının hızla yayıldığını farkeder.Beyoğlunda başlayan bu yangın ahşap evleri yutarak hızlanır. Artık hiçbirşey eskisi gibi olmayacaktır. Yangında anne ve babasını kaybeden Panayota ve kardeşi Mihail yapayalnız kalmıştır. Yangından sonra çadırlar kurulur.Kışın apansız yüzü şimdiden kendini belirtmiştir. Çadırda yaşadıkları sürece Panayota hayata kaldığı yerden devam etmek için birşeyler yapmaya başlar. Kardeşi Mihail'in hastalığı ilece Panayota'nın elini bağlar. Yıllardır görmediği teyzesinin yardım istemek zorunda kalır. Kardeşini emin ellere bırakan Panayota kardeşi ve kendisi için hayatta kalabilmenin yollarını ararken birden babasından öğrendiği matbaacılık işine girmeyi düşünür. Hayat şartlarının suça sürüklediği Panayota yangından önceki hayatına kavuşabilecek mi? Okuduğum bu eseri sizlerinde okumasını isterim. The Kitap Yayınları
Edebiyat & Roman
Kül ŞehirHakan Karakaşoğlu · The Kitap · 202478 okunma
10/10
·344 syf.··
2025 15. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 23 Şubat 2025 20:12
Merhaba arkadaşlar bugün sizlerle geçmişe bir yolculuk yapacağız vee 1870'li Yılların Osmanlısına gidiyoruz. Rum kızı Panayota ve Türk kızı Şefika'nın hayatlarına misafir oluyoruz bu kitapta onların hayata karşı verdiği mücadelelere şahit olurken bir yandan da o dönemin havasını sonuna kadar hissediyoruz. Tiyatro salonları, kahvehaneleri, pastaneleri, farklı milletlerin bir arada yaşadığı alanlar hepsi bu kitabın içinde hatta çok daha fazlası. Avrupa etkisinde kalıp onlara ayak uydurmaya çalışırken kaybolup giden insanlarında yaşamlarına tanıklık ediyoruz. Panayota ve Şefika ilk defa bir baloda karşılaşmışlardır o gün bu iki kızın yaşamları birbirine bağlanmıştır henüz haberleri yoktur ama birçok sınavı birlikte verecekleri yazılmıştır kaderlerine. Panayota ve Şefika balodan sonra yeniden karşılaşmışlar ve mektuplaşmaya başlamışlardır zamanla arkadaşlıkları ilerlemiş birbirlerinin sırdaşı olmuş her şeylerini paylaşır duruma gelmişlerdir. Birgün Beyoğlu'nda büyük bir yangın çıkmış çıkan yangında Panayota'nın evi ile birlikte anne ve babası da gitmiştir geriye sadece kardeşi Mİhail ile kalmıştır onları o yangından çıkaran kişi ise Tulumbacı Sarı Ali'dir.Bu sırada arkadaşını arayan Şefika bir müddet ona ulaşamaz Panayota bu sırada kardeşi Mihail'i teyzesine bırakmış ama istenmediği için o evde kalamamıştır arkadaşı Şefika tarafından perişan bir halde bulunmuştur daha sonra Şefika'nın evinde yaşamaya başladığı andan itibaren durdurulamayacak olaylar zinciri başlamıştır bu aile için ve Panayota için, bir yandan Panayota'nın peşine düşüp ona aşık olan onu elde etmek için her şeyi yapan Sarı Ali bir yandan Avrupa hayat tarzına özenen Şefika'nın babası Nuri Bey, kendi geleneksel düşüncelerinden vazgeçmeyen annesi Refiye Hanım, Sarı Ali'ye ilgi duyan ve belli bir dönem
Kül ŞehirHakan Karakaşoğlu · The Kitap · 202478 okunma
Puan vermedi·344 syf.··
2025 9. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 23 Ocak 2025 16:11
Tüm kitapsever dostlarıma mutlu akşamlar kitaplarla güzelleşen vakitler diliyorum 1870'li yıllarda geçen, yazarının akıcı, anlaşılır bir dili ve merak uyandıran anlatımı ile harika bir kurgu roman okudum. Beyoğlu ve dönemin çok kültürlü yapısını da anlatan bir dönem romanı, aynı zamanda farklı suç unsurları taşıyan olayların da kurguda yer alması nedeniyle polisiye bir özellik de taşımaktadır. Beyoğlu'nda çıkan büyük yangın neticesinde Panayora ve kardeşi Mihail hem ebeveynlerini, hem evlerini kaybederler. Bir süre çadırlarda yaşam mücadelesi veren iki kardeş Mihail 'in hastalığı nedeniyle uzun yıllardır aile için husumet nedeniyle görüşmedikleri teyzelerine sığınırlar. Teyze ve enişte Yota 'yı istemez. Şartlar nedeniyle kardeşini orada bırakmak zorunda kalan Panayota için daha zorlu bir hayat başlar. Şefika ve ailesi, tulumbacı Sarı Ali, Yorgo ve kalpazan çetesi onun hayatında mühim kişiler olurlar. Hep zorluk ve yoklukla mücadele eder Yota. Kardeşi ile bağını koparmamak için verdiği mücadele, Şefika ve ailesi için yaptıkları, kızı Maria onu hep güçlü olmak, herlese yetişmek zorunda bıraktı. Kararını verdi ve meşru olmayan yollardan büyük meblağ paraya ulaştı. Fakat nankörlük ve vicdansızlıklar ile karşılaştı. Kitabın son sayfasını okuyup kapatırken Yota 'ya el sallayıp "Yolun, bahtın açık olsun, Maria 'yı çok sev" diyerek el salladım. Benim için oldukça duygusal bir okuma deneyimi oldu. Panayota ile yoğun bir empati yaşadım. Hayat, kader 17 yaşındaki genç bir kızı böyle zorlu bir yaşam mücadelesi içerisinde bırakmamalıydı Bu güzelliği sizlere de tavsiye ediyorum
Kül ŞehirHakan Karakaşoğlu · The Kitap · 202478 okunma
8/10
·344 syf.··
Beğendi
·
2024 207. kitabı
1870’lerin Beyoğlu’sunda yükselen yangın alevleri, sadece binaları değil, hayatları da küle çeviriyor. Kül Şehir, tarihsel bir zemine oturtulmuş, kaderle sınanan hayatların iç içe geçtiği bir hikaye. Panayota ve Şefika’nın farklı dünyaları, karşılıklı bir anlayış ve dostlukla örülüyor. Yangının gölgesinde kalan Panayota’nın yaşadıkları, yalnızca bir bireyin değil, bir dönemin tanıklığı olarak sayfalara satırlara işlenmiş. Kitapta, yazarın geçmişi titizlikle kurgulayıp günümüzle bağ kurma başarısı dikkat çekiyor. O dönemin kozmopolit İstanbul’unu betimleyen zengin detaylar, biz okuyucuları adeta zaman makinesiyle geriye götürüyor. Bu eser, yalnızca tarihsel bir roman değil; aynı zamanda insan ruhunun dayanıklılığına ve toplumun sınırlarına dair çarpıcı bir anlatı diyebilirim. Kalpazanlığa sürüklenen Panayota’nın yaşam mücadelesi, okuyucunun ahlaki ve duygusal sorgulamalarını da harekete geçiriyor. Kül Şehir, geçmişteki acıların ve umutların zamansızlığını vurgulayan bir eser. Her bir karakteriyle dönemin sosyokültürel yapısını yansıtırken, sürükleyici kurgusuyla da biz okuyucusunu içine çekiyor. Yazarın dilindeki ustalık ve duygusal derinlik, kesinlikle romanı unutulmaz kılıyor. Sadece bir dönem romanı değil, aynı zamanda insanın hayatta kalma çabasını ve dostluğun iyileştirici gücünü derinlemesine ele alan bir eser. Panayota’nın yangınla kül olan hayatından yeni bir hikâye yaratma mücadelesi, dönemin toplumsal dinamikleriyle birleşerek güçlü bir etki yaratıyor. Yazarın karakterlere derinlik katma becerisi ve İstanbul’un tarihi dokusunu yeniden canlandırması, ise kesinlikle bu eseri benzerlerinden ayırıyor. Her sayfasında duygusal yoğunluğu hissettiriyor ve unutulmaz bir okuma sunuyor bizlere. Tarihin içinde kaybolup insanlığın özüne dokunmak isteyenlere şiddetle bu
Kül ŞehirHakan Karakaşoğlu · The Kitap · 202478 okunma
10/10
·344 syf.··
Beğendi
·
2024 99. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 28 Kasım 2024 22:13
Bana kalırsa en büyük mutluluk, pişmanlık duymadan yaşayabilme hürriyetidir. Artık herkes menfaatin peşinden koşuyor, kimse sahici dostluğu umursamıyor. İlişkiler suni. Oysa insan çekinmeden içini dökebileceği birine ihtiyaç duyuyor hep. Bugün büyük bir keyifle okuduğum 2024 Dön Kişot İyi Edebiyat ödülü alan "KÜL ŞEHİR" muhteşem bir eserle karşınızdayım .Oldukça sürükleyici bir konuya sahip. Elinize aldıktan sonra hiç bırakmak istemeyeceksiniz; yaşattığı o heyecan, merak ve gerilim sizi kitabın içeriğine hapsediyor. Kitabın içeriğinde ; aşk, acı, hüzün gibi duygularla dolu.Bir zamanlar Beyoğlu'nda çıkan bir yangını konu almış eser. Bir günde insanların hayatları ne derece değiştiğini görüyoruz.Ben daha önce duymamıştım kitap sayesinde araştırmalar yapınca öğrendim. Kitabın ilk sayfalarında düzenlenen bir baloda Rum kızı Panayota ve Türk kızı Şefika'nın tanışma hikâyesini okuyoruz. İki arkadaş birbirini kardeş gibi görüp sürekli mektuplaşmaya başlarlar. Bir gün büyük bir yangın çıkar. Panayota'ların evi dahil yüzlerce ev yanar kül olur. Yangında Panayota ve erkek kardeşini tulumbacı Sarı Ali kurtarır. Maalesef yangında anne ve babasını kaybeder Panayota. Yangında sokakta kalanlar için çadırlar kurulur. Panayota ve kardeşi bu çadırlar da kalırlar ama kış günü olduğundan kardeşi çok ağır bir hastalığa yakalanır. Yıllarca görmedikleri teyzesine gider ama eniştesi sadece erkek kardeşini kabul eder ve Panayota'yı evden kovar. Şefika yangını duyar ve günlerce arkadaşı Panayota'yı arar ama bir türlü bulamaz. Hayat sürekli Panayota'nın karşısına yanlış insanları çıkarır. Kendi ayakları üzerinde durmayı çabaladıkça daha da kötü yollar çıkar karşına. Şefika ve ailesinin yaşadıkları ise ayrı üzücüdüydü. Kitabın sonu hiç beklemediğim gibi bitti. Hatta bitmesin ve daha da devam
Edebiyat
Kül ŞehirHakan Karakaşoğlu · The Kitap · 202478 okunma
Puan vermedi·344 syf.··
2026 51. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 16:37
2024 Don Kişot İyi Edebiyat ödülü’nü kazanan Kül Şehir kitabı ile geldim. Arkadaşımın övgüleri ile okumaya başladığım bir kitaptı ve kesinlikle söylendiği kadar varmış. Okuduğum en güzel dönem kitaplarından birisi oldu. 1870’li yılları konu alan bu eser, akıcı ve anlaşılır diliyle okuru daha ilk sayfalardan içine çekiyor. Merak duygusunu sürekli diri tutan anlatımı sayesinde kitabı elinizden bırakmadan okumak istiyorsunuz. Romanda, bir baloda yolları kesişen Rum kızı Panayota ile Türk kızı Şefika’nın dostluğuna tanıklık ediyoruz. Farklı kültürlerden gelen bu iki genç kızın kısa sürede kurduğu bağ mektuplaşmalarla daha da derinleşir ve dönemin toplumsal yapısına rağmen güçlü bir arkadaşlığa dönüşür. Bir gün Panayota’nın yaşadığı bölgede büyük bir yangın çıkar. Bu felakette ailesini kaybetmesi ve kardeşi Mihail ile birlikte tulumbacı Sarı Ali tarafından kurtarılması, onun hayatını tamamen değiştirir. Yangın sonrası yardım için kurulan çadırlarda geçen zorlu yaşam, açlık, hastalık ve yalnızlıkla verdiği mücadele, onun ne kadar güçlü olduğunu gösteriyor bize. Panayota’nın yaşadığı acılara üzülmemek mümkün değil ancak hayata tutunma çabası ve pes etmeyen ruhu hayranlık uyandırdı bende. Genel olarak eser, hem duygusal hem de sürükleyici anlatımıyla uzun süre etkisinden çıkamayacağınız, düşündüren ve hissettiren güçlü bir roman. Özellikle dönem kitaplarını seviyorsanız kesinlikle tavsiye ederim.
Kül ŞehirHakan Karakaşoğlu · The Kitap · 202478 okunma
9/10
·344 syf.··
2025 15. kitabı
HAKAN KARAKAŞOĞLU~KÜL ŞEHİR~ Selam.Bugün sizlere çok severek okuduğum tarihi bir roman kurgusu ile geldim.Yazarın kalemine,olayı işleyişine ve dönemi anlatımına bayıldım.Rum kızı Panayota’nın başına gelenlere çok üzüldüm.Ama başına gelenlere rağmen her defasında ayağa kalkıp yola devam etmesine,cesaretine ve aklına hayran kaldım.Böyle güçlü kadınları okumayı zaten hep sevmişimdir.Türk kızı Şefika’yı ilk başta çok sevsem de bir süre sonra kendisine sinir oldum ki kitabı okuyanlar ve okuyacak olanlar beni anlayacaktır.Nankörlük konusunda mastır yaptı resmen.Güzel bir dönem kurgusu okumak isteyenler kitaba mutlaka bir şans vermelisiniz diyorum ve konuya geçiyorum. Yıl 1870 yer Beyoğlu. Tiyatroları,otelleri,baloları Yerli ve yabancı halkıyla Avrupa semtinden farksızdır ve her şey çok güzeldir. yine böyle bir akşamda düzenlenen bir dans gecesinde rum kızı Panayota ve Türk kızı Şefika’nın yolları kesişir.Aralarında çok güzel bir arkadaşlık başlar ve birbirlerine devamlı mektup yazarlar.Ama bir gün Feridiye Sokağı’nda çok büyük bir yangın çıkar.Ne yazık ki bu yangın söndürülemez ve Beyoğlu neredeyse yok olur.Aynı zamanda bu yangın Panayota’nın anne ve babasını da elinden alır. Erkek kardeşin Mihail ile bir başına kalırlar.Ve hayat mücadeleleri başlar.Sokaklarda perişan olan abla kardeş,bir de Mihail’in hastalığının baş göstermesi ile yıllardır görüşmedikleri teyzelerin yanına sığınırlar.Ama ne yazık ki burada Panayota eniştesi tarafından kabul görmez ve sokağa atılır.Panayota kardeşinin iyiliği için onu orada bırakır ama durumunu düzeltince onu alacağını söz verir. Yeniden sokaklara dönen Panayota tesadüf eseri kardeşim dediği Şefika ile karşılaşır. Şefika ve ailesi ona sahip çıkarlar. Ama işler burada da yolunda gitmez ve Şefika buradan da ayrılmak zorunda kalır.Artık
Kül ŞehirHakan Karakaşoğlu · The Kitap · 202478 okunma
Reklam

Yazar Hakkında

Hakan KarakaşoğluYazar · 2 kitap
7 Haziran 1981 tarihinde İstanbul'da doğdu. İstanbul'un çok farklı semtlerinde yaşadı, çalıştı ve dolaştı. Kocaeli Üniversitesi Jeofizik Mühendisliği'ni bitirdi. Mumsema Han (Sel Yayınları, 2015), yazarın ilk romanıdır.