"Karar vermek zorundaydı; ya önemsiz şeylerden bahsederek zamanı tüketecek ya da içini döküp kaderine razı olacaktı." #alıntı
1870 yılı İstanbul sokaklarında, tarihi ahşap binaların arasında gezinirken her pencereden farklı bir dil duyunca anlıyoruz ne kadar da kültür ve medeniyet çeşitliliğini bağrına bastığını. Bir kıvılcımla çehresi değişen koca bir şehir ve hayatları değişen şehir sakinleri.
Birçok kişinin hayatını kökünden değiştiren yangın, hâli vakti yerinde olan Panayota'nın da hayatını derinden etkiler. Küllerinden doğan Anka misali Yota , toparlanmaya, enkazlarını, yaralarını sarmaya, çalışan şehir gibi, her kaybından sonra tekrar ayakta durmanın yollarını arar, yaralarını sarar. Sadece kendine değil sevdiği herkese yardımcı olmaya çalışır.
Aile bağlarının, arkadaşlık ve vefa duygularının tüm detaylarıyla işlendiği #külşehir ,merak duygusuyla satırları cevirdigim bir kitap oldu. Aşırı fedakarlık etmenin kendine haksızlık olduğunu, insanlar için zamanla yaptığınız ufak iyiliklerin de görevinizmis gibi algılanmasına sepep olduğuna şahit olurken, "tarih tekerrürden mi ibaret," diye düşünmeden edemiyor insan.
2024 Don Kişot İyi Edebiyat Ödülü sahibi olan #külsehir , ayakta durmak için tüm sınırlarını zorlayan genç bir kızın, sıkı sıkı sarıldığı elinde kalan en büyük serveti olan "insanlara güven" duygusunu da kaybetmesiyle, yalnızlık ve kimsesizlik hissiyle adım adım suça karışmasının anlatıldığı sürükleyici ve merak uyandırıcı bir kitap. #hakankarakaşoğlu fizyolojik betimlemeleri ile şehri, psikolojik betimlemeleriylede Panayota'nın ruh halini çok ustaca kaleme alıp satırlara aktarmış.
Siz kitabı okudunuz mu? Kitap hakkında neler düşünüyorsunuz? Yazarın diğer kitaplarını okudunuz mu? Hadi yorumlarda buluşalım