Ne çok vedalar biriktirdi, bu yürek
Sobası sönmüş bir evin, soğukluğu vuruyor tenime
Üzerimi ne kadar örtersem örteyim, üşüyorum
Oysa düşler biriktirmiştim çocuk gülücüklerimde
Zaman suskunluk, zaman dilsiz bir yara
Ruhum bedenimi terk ederken, titriyor sesim
Yenildim ben, bir kelebeğin kanatlarındaki heyecana
Ve inandım sorgusuzca
Şimdi gökler ağlıyor, yağmurlar yağıyor üzerime
Beni koruyacak bir şemsiyem bile yok ayrıca
Yüreğim söyle!
Hangi yağmur bulutu dindirir kederini
Ben göğe anlatırım
Güneş açılır tepelerden, ısıtır bedenini
Ah kime inandıysan, çarpıp çıktı kapıları
Söküp attı takvimlerden, yarınlarını
Saçlarına aklar düştü, yorulmadın mı?
Kefensiz gömdüler, toprak örttüler bıkmadın mı?
Bu şehir, üzerime üzerime geliyor
Toplasam pılımı, pırtımı kaçıp gitsem
Baksana yüreğim, kim var yanında
Herkesin bıçak yarası var sırtında
Dağlar, tepeler devriliyor üzerime
Denizler boğulmamı bekliyor
Yalnızlığında kayboldum bu şehrin
Ah kaçıp gitsem!
Kimse bilmez, anlamaz gittiğimi
Gözyaşlarımı topluyorum bulutlardan
Uçurumlardan alıyorum bedenimi
Kaç kere veda ettim gökyüzüne
Her seferinde topladım cesedimi
Üşüyorum!
Yaşamak iliklerine kadar üşümek mi?
Çilem Öztürk KaratepeYüreğime Papatyalar EktimÇilem