Bilge Karasu Bilge Karasu
(1930-1995) Şişli Terakki Lisesi'nde ve İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü'nde okudu. Basın-Yayın ve Turizm Genel Müdürlüğü'nde, Ankara Radyosu Dış Yayınlar Bölümü'nde çalıştı. 1963-64'te Rockefeller Bursu'yla Avrupa'nın çeşitli ülkelerinde bulundu. 1974'te Hacettepe Üniversitesi'nde öğretim görevlisi olarak çalışmaya başladı. İlk yazısı 1950'de, ilk öyküsü de 1952'de Seçilmiş Hikâyeler Dergisi'nde yayımlanan Bilge Karasu, 1963 yılında D. H. Lawrence'ın The Man Who Died (Ölen Adam) kitabının çevirisiyle Türk Dil Kurumu Çeviri Ödülü'nü, 1971'de Uzun Sürmüş Bir Günün Akşamı kitabıyla Sait Faik Hikâye Armağanı'nı, 1991'de Gece kitabı ile Pegasus Ödülü'nü ve 1994'te Ne Kitapsız Ne Kedisiz'le Sedat Simavi Vakfı Edebiyat Ödülü'nü aldı.
''Gece belirli bir gerçekliğin, tek tanımla saptanabilecek bir insanlık durumunun dile getirildiği bir anlatı değil. Belli bir öykü, kişilikler, ya da nedensellik ilkesiyle işleyen bir olay örgüsü sunmuyor bize. Bunlara yönelik türden bir okur beklentisine karşı direniyor neredeyse.'' Akşit Göktürk'ün kitabın sunuş kısmında da değindiği gibi Gece belirli bir öyküyü, olayı işlemiyor toplumsal ve bireysel düzlemde insanın ve güruhun üzerine katman katman yayılan karanlığı gece metaforu ile ilmek ilmek işliyor. Yakın zamanda toplumsal olarak yaşadığımız olayları ve durumları hatırlatıp irdeleyerek, insanı varoluşunu, aydınlığını ve karanlığını iğdiş ederek belirli bir anlamla sınırlandırmadan bambaşka doğrultulara saptırarak gösteriyor.
Bu anlatı yazarın ruhunu, bireyin varoluşunu, kişinin kimlik keşmekeşini, karanlığın çukurlara doluşunu, toplumun çözülüşünü ve gecenin sessizliğindeki devinimini hissettirmekle kalmıyor son yıllarda toplumsal çürümenin yüzümüze sertçe çarpıldığı bir tokada dönüşüyor.
Uzun zamandır kütüphanemde yer bulan Gece ve Karasu'yu bu zamana kadar neden okumadığımı bir kez daha anladım. Çünkü Gece ve kalemi Bilge Karasu belirli bir altyapı edinip yazın dünyasını az da olsa anlayıp okunduktan sonra tanışılması gereken bir noktada duruyor. Karasu'nun inci gibi dizdiği Türkçe, okurken zihne edebi bir şölen sunan ritim ve ahenk, metaforların muazzam derinliği, notlar ve dipnotlarla yazarın varlığını ve savaşını hatırlatması kitaba dair en güzel anektodlardan. Gece çetin bir metin okunmalı anlanmalı irdelenmeli. Gece