Puan vermedi·238 syf.··Beğendi
· İhsan Oktay Anar! Şimdiye kadar dünyanın bir çok ülkesinden kitap okudum ama İhsan Hoca kadar kıvrak zekalı ve kurgu planı farklı bir yazarla karşılaşmadım. Karşılaşmayı da istemiyorum açıkçası...
İlk olarak şunu söylemeliyim. İhsan Oktay Anar' ın kitapları anlatılamaz, tarif edilemezdir. "Şöyle bir şey var da, şöyle bir şey oluyor da" diyemiyorum maalesef. Sadece İhsan Hoca' nın büyülü dünyasını tarife çalışacağım. Ama yine de yazının sonunda kısa bir şekilde değineceğim kitabın konusuna.
Bir çok kitabını okudum şimdiye kadar. Kullandığı dil hep aynı. Felsefi, edebi, mekanik, fizik vs. terimleri, "kendi uydurduğu" yahut mevcut Osmanlı Türkçesi ile ifade etmekten büyük keyif alıyor. Kullandığı hemen her kelimede bir ironi yahut gönderme izi görmek mümkün. Kitabı okurken bizi, kendi bilgi denizinde o kadar uçsuz yolculuklara çıkarır ki bir hayal gücünün bu denli geniş olabileceğine şaşar kalırız.
Romanları daha çok masal gibi anlatır. Kullandığı dilin dinamizmi daha ilk satırdan yakalar insanı. Masal anlatır gibi ancak o kadar girift ve hareketlidir ki bazen hızına yetişip anlamak mümkün olmaz. Şu meşhur giriş cümlesini paylaşayım da daha iyi anlaşılayım:
"ulema, cühela ve ehli dubara, ehli namus, ehli işret ve erbab-ı livata, rivayet ve ilan, hikayet ve beyan etmişlerdir ki; kun-i kainattan 7079 yıl, isa mesih'ten 1681 ve hicretten dahi 1092 yıl sonra, adına Konstantiniyye derler tarrakası meşhur bir kent vardı."
Durun durun kaçmayın :) Kitap hep böyle değil. Sadece İstanbul' u tarif ederken kullandığı giriş cümlesi. Sonraları çok daha sade ve anlaşılır. Bu, zaman ve mekan algısını kırmak için kullandığı bir yöntem sadece. Bu cümleden sonra yıl artık miladi 1681, Hicri 1092' dir. Yer İstanbul.
Dili takip ederken onu bir masal anlatıcısı pozisyonunda görüyoruz. Bütün kitabı bir masal gibi, olaylar sihirli ve her şeyin mümkün olduğu bir dünyada geçer sanki. Kitabın arka kapağında bulunan bir kare bulmaca içerisinde bunu da belirtmiş zaten: "Ah! Dünya bir masaldır."
Karakterlerini Fiiiiiizan' dan getirir İhsan Tarantino. Kurgu konusunda Türk Edebiyatının Quentin Tarantino' sudur. Tarantino filmlerinde sinemanın tüm katı kurgu kurallarını altüst eder. İhsan Oktay Anar' da öyledir. Giriş bölümünü okuduktan sonra, bambaşka karakterleri bambaşka kentleri anlatmaya başlar. Bu bazen o kadar uzun sürer ki asıl hikayenin hikayenin hangisi olduğu konusunda ikileme düşeriz. Tam bu algı oturmaya başladığında Fiiiiizan' dan gelen karakterler hooop hikayenin orta yerine bomba gibi düşer.
İhsan Tarantino bir de ilkel teknoloji kullanır ki sormayın gitsin :) Günümüz teknolojilerinin bazılarını 400 500 sene evvelki mevcut imkanlarla kullanır ve de akla mantığa o kadar yatar ki; gerçekten inanırız böyle bir şey olduğuna. Bu kitapta elektrik balıklarından ve bakır kablolardan faydalanarak elektrik üretir ve kullanır mesela. Yıl 1681 :) Bu icatçı hünerlerini boylu boyunca sergilediği başka bir eseri vardır aslında: "Kitab'ül Hiyel". Bambaşka bir muhabbetin konusudur bu kitap :)
Gelelim bizim hikayenin konusuna. Kahramanımız Bünyamin mi desem Uzun İhsan Efendi mi desem bilemiyorum ;) Bünyamin çok zeki ama çok saf bir oğlan. Tertemiz. Babası Uzun İhsan Efendi işini kitabına uydurmuş, miskin bir adam. Rüyalarında gördüğü yerleri bir dünya haritası gibi kurgulamakta ve bunun gerçek dünya olduğunu iddia etmektedir. Ancak korkaklıktan ve miskinlikten bu yerleri görmeye bir türlü gidemez. Ama oğlunu inandırmayı başarır bir şekilde. Bünyamin ise babasından kalan eksik parçaları yine onun yöntemiyle tamamlamaya kalkar. Ancak pek de başarılı olduğu söylenemez. (daha fazla detaya girmek istemiyorum) İşte bu "Puslu Kıtalar Atlası" ile çıkar yola. Sonra ne mi olur? Bir insanın başına gelebilecek en kötü ve en iyi şeyler ardı arkasına iner Bünyamin' in üzerine...
İhsan Oktay Anar edebiyat dünyasının en farklı lezzetidir. Kullandığı üslupla çığır açmıştır. Velhasıl, İhsan Tarantino' nun kitapları Alice' in düştü "Tavşan Deliği" gibidir. Ne gördüğüne inanırsın, ne de gerçek olmadığını iddia edebilirsin :)
Geceniz yıldızla dolsun...