·56 syf.··Beğendi
···Okunma: 13 Ocak 2018 23:28 stefan zweig'ın günümüz kara dünyasına ışık tuttuğu, muazzam psikolojik tahlillerini yazıya döktüğü etkileyici hikayesi. yazının devamı spoiler içeriyor. kitap, bir ressam ve eşinin ülkelerindeki savaştan kaçarak isviçre'ye sığınmasını konu ediniyor. zweig neden büyük bir yazardır sorusuna verilebilecek tüm cevaplar kitabın içerisinde cevabını buluyor. mesele her ne olursa olsun, bireyin iç dünyasındaki çatışma; karakterler üzerinden dışavuruluyor. kitapta tarihin en güçlü kadın karakterlerinden paula'yı ve manifestolarını seyrediyoruz. savaş karşıtlığı, bir kadın ve bir erkek arasında incelikle işleniyor. zweig, bunu hep yapıyor: iki karakter arasında yaşanan diyaloglar belki de bir zamanlar okurun aklından geçirdiği düşünceler ve içsel çatışmalar oluyor. zweig'ın tüm bu olanları yaşamadan asla bunları düşünemeyeceğini ve ifade edemeyeceğini düşünüyor ister istemez okur. eser, insanın aklında hep yarım kalmış düşüncelerini tam anlamıyla bir kalıba oturtmasına yardımcı oluyor. hayatımın hiçbir evresinde, bir kitaptan sonra, düşüncelerimin arkasındaki gücü bu kadar şiddetli hissetmemiştim. bazı kavramlara karşı olan duruşumuzun ve fikirlerimizin olgunlaşmasına vesile olabilecek bir kitap der zwang. insan yaşamının değeri ancak bu kadar içten ve bu kadar can acıtan, rahatsız edici fakat tutkulu bir biçimde anlatılabilirdi. kitapta şu cümleler, üzerine düşünülmeyi oldukça hak ediyor: "fakat sizler boyun eğdiğiniz, belki paçamı kurtarabilirim dediğiniz müddetçe, sizler sadece bir kölesiniz ve bunu da hak ediyorsunuz." birinci dünya savaşı sırasında yazıldığını düşündüğümüz kitabın bu cümleleri, günümüz toplumlarının hala korktuğunu ve aslında itaat etmeye devam ettikçe her şeyi daha da kötü bir hale soktuğunu gösteriyor aslında. "sen onlar için bir rakamdan, bir sayıdan ibaretsin. bir alet, anlamsızca ve vicdansızca ölüme gönderilen bir askersin yalnızca. oysa benim için kanlı canlı bir insansın, bu nedenle onlara katılmana izin vermeyeceğim." paula'nın bu ve buna benzer cümleleri, sadece bir ressamın değil; bir subayın, belki de bir işçinin, bir hayat kadınının, bir okurun da yüzüne çarpıyor.