Kadın zeminli kitapları okurken aslında her kadının birbirinden farklı yaşamları olsa da duygularının ne kadar da ortak olduğunu görüyoruz. Her birimiz yaşam denilen baloya üzerimize farklı kıyafetler giyip eşlik ediyoruz. Bu kıyafetler üzerimize bazen bol bazen ise dar geliyor. Ama yine de hiçbirimizin, balonun bitiş saatinden önce ayrılmaya da hiç niyeti yok. Çünkü yaşam her şeye rağmen çok güzel...
Kitabın içindeki kadın karakterlerin her birini çok sevdim. Hiçbiri birbirine benzemiyor. Başta dediğim gibi duyguları dışında. Masaya yatırılan hayatlara baktığınızda çok da yabancı gelmiyor.
Leyla, Letafet, Meftun, Dilhun, Nazende...
Yıllar sonra bir masa etrafında büyük bir yüzleşme... Belki de en çok kendilerine karşı.
Kitabı okurken hep şu geçti aklımdan, insan yaşadığı dönemdeki zorlukları bir şekilde karşılıyor fakat yıllar sonra yaşadıklarını hatırlamak belki de o dönemden daha ağır geliyor insana.
Her bir kadının geçmişindeki yaşadıkları kendilerince ne kadar ağırdı. Zorlu bir hesaplaşma bu. İçinde öyle cümleler vardı ki her biri yaşama dair birer öğreti tadındaydı. Herkesin çektiği de sadece kendine zordu.