·484 syf.····Okunma: 14 Ocak 2018 19:51 Yazarın okudugum ikinci kitabı Serenad İstanbul Üniversitesinde çalışan Maya adındaki bir kadının gözünden farklı hayatlara dokunan değişik gerçekci bir roman olmuş. Kitabı okurken bol bol Serenad adındaki besteyi de dinledim. Kitapta Maya adındaki kadının yollarının Maximilian Wagner ile yollarının kesişmesiyle başlıyor. Profesör olan adam 87 yaşında olmasına rağmen oldukça yakışıklı, karizmatik ama bir o kadarda derin acılar içeren duruşuyla Maya 'nın dikkatini çekiyor, profesörün hayatındaki gizemler belki de Mayayı cezbediyor. Farkında olmadan değişik bir karmaşanın içinde kendini buluyor. Oysa Maya evlenip boşanmış bir oğluyla yaşan dul bir kadındır. Türkiye de kadınlara dayatılan farklı algılara defalarca maruz kalmıştır. Biraz araştırma yapınca aslında hayatında bulunan kadınlarında tıpkı onu gibi farklı sıkıntılara maruz kaldığını anlayacaktır. 60 sene öncesine kadar giden bir de Nazi Almanyasında yaşanan bir aşkında içinde kendini bulacaktır.
Kitap verdiği mesajlar olarak çok anlamlı, genel olarak beğendim oldukça akıcı bir dil söz konusu ama kitabı okurken bir kadın değil de daha çok erkeği dinliyor gibi hissetmedim diyemem bazı yerlerinde çünkü biraz kadınsı hislerden yoksun gibiydi ancak bu birazda hoş görülebilir değil mi?