Şule Avlamaz Okuduğu en naif en kibar karakterlere sahip roman olabilir.
İs kokan zeytin ağacı Karahan diye bir ülkede geçiyor, savaşın eşiğinde krizlere gebe bir ülke. Mihra çok naif saf temiz karakterlerli hassas bir kız. Aile bağları oldukça güçlü olan annesi türk babası türkmen, Karahan'da yaşayan bir kız. Kardeşleriyle ailesiyle ilgilenip bir yandan da yapmak istediği öğretmenlik mesleği için sınavlara çalışıyor. Babası fedakar bir doktor çoğunlukla köy köy dolaşıp ihtiyaç sahiplerine yardımcı oluyor. Abisi, Bilal, asker diğer kardeşleri ise okuyor.
Yusuf Agah ise türk askeri, güya görevlendirme ile Karahan'a geliyor ve Bilal ile arkadaş oluyor. Tevafuk eseri Mihra ile karşılaşıyorlar ve Yusuf Agah ilk gördüğü andan itibaren çok etkileniyor ve evlenmek istiyor. Yusuf Agah'ın net duruşu
geri adım atmayışı gerçekten etkileyiciydi. Mihra çok sessiz bazı anlarda sınırlarını da pek koruyamayan biri. Yusuf Agah onun o naifliğini hiç bozmadan o kadar güzel saygı duyuyor ve seviyor ki..
Aralarındaki ilişki fazlasıyla yavaş gelişiyor ve adım adım ilerliyor. Mihra ailesinin etkisinde kalabilen bir kız zaman zaman. Karşısındaki böyle düşünür diye davranışlarından önce çok çok düşünerek adım atan bir kız. Bu çekingen yapısı gereği çoğunlukla ilişkileri biraz yavaş ilerliyor. Okurken biraz sıkıldığım anlar oldu doğru. Ama şimdi düşününce bu çiftten çok hızlı bir ilerleyiş de beklenmezdi.
Kitap yavaş ilerlese de bir süre sonra kendi evrenine sizi çekiyor ve Karahan'da yaşamaya, Mihra ile kardeşini parka götürmeye, bakkaldan vişneli soda alıp o meşhur zeytin ağacının altında tevafuk(!) eseri bir Teğmen ile buluşacak gibi oluyorsunuz. Sanki kitabı okurken o geçen zamanı hissediyor gibi oluyorsunuz..
!!spoiler !!
Kitabın sonuna doğru gelirken Bilal'in gerçekten şehit olduğunu düşünmeye başladım, zavallı eşinin gebe olduğunu bile bilmiyordu halbuki. Umarım yanılırım ve ikinci kitapta bir yerlerden çıkar. Ama Karahan daha da karışacak gibi hissediyorum. İşin garibi savaş çıktı denmesine rağmen babaları hiç oralı olmayıp garip bir pozitiflik içindeydi. Evlerinde erzak bitti, babası ortalıkta yok. Çocuklar gidip başka şehire erzak bulmaya çalıştılar. Babası neredeydi bu zamanlar? Bilmiyoruz, Mihra'ya ve ailesine de çok fazla bir şey söylemiyor. O konularda biraz sinirlendim babaya.
Bir de Yasemin var tabiki, fazla patavatsız karakter olarak Elif ve Mihra ile asla uyuşmayan ama anlamsız bir şekilde yanında dolaştırdıkları kız.. ikisinin sakinliğini habire yanlış anlayıp ortalığı karıştırıp duruyor, kitabın içine girip haddini bildirip geri dönesim geldi ara ara. Özellikle son bölüm Elif heyecanla rüyasını anlatırken yaptığı gaf tam saçmalıktı. Biri de çıkıp kapa çeneni demedi, oysa hak ettiği oydu.
Genel olarak kitabı, evreni, huzurlu sakinliği sevdim. Yusuf Agah'ın kendi isteklerini farkına varıp arkasında durmasını, ne istediğini bilen duruşunu gerçekten sevdim. Umarım ikinci kitapta evlendiklerini ve şu savaşın bittiğini görürüz. Gerçek hayatta bile bir sürü savaş oluyor, bari kitaplarda bitsin isterim.. İs Kokan Zeytin Ağacı