Bu gök gürler, yağmurlar yağar
Bahçe saksıları suyla dolar
Geçerim önünden bir bayramın
Bayramlar seni sorar
Önünde egilsin gonca veller ve kara dutlar
Bu toprak çatlar kızgın güneşten
Elim degmez narenciye'ye
Uzaklaşır kuşlar, martılar
Çarşı pazar seni sorar
Egilsin önünde taze yapraklar
Göğsümde iniltili bir sızı
Çamura bulaşmış pantolonum
Hiza hiza bir his içimden geçer
Bütün mahalle seni sorar
Egilsin önünde kırlangıçlar ve hattatlar
Bir hüznün teli yansır yüze
Lacivert akvaryumlar sergilenir meydanda
Bu ateş, bu su, bu tahta
Güne kavuşamadı sancaklar
Egilsin önünde topraklar ve yalanlar.
Can Seyfettin AL