·430 syf.··Beğendi
···Okunma: 29 Ocak 2025 22:40 Afganistan’da Çocuk olmak, Genç olmak, Kadın olmak ve Anne olmak…
Öncelikle söze; insan ve kadın kavramlarının hiçe sayıldığı topraklarda tüm kötü, baskın, cahil ve gaddar güçlere karşı dimdik duran gururlu ve fıtratından çok daha güçlü davranmayı öğrenmiş kadınlara selam, saygı ve hayranlığımı ileterek başlamak istiyorum.
Benim, bizim kadar şanslı olmayan Meryem, Leyla, Çiti ve Hasene’lerin yaşadığı bu gerçek olaylara, Afganistan’a bir pencere açtı Khaled Hosseini. Bir kadın olarak yazılanları okumak, düşünmek ve canlandırmak bile çok zordu. Sayfaları hangi ara çevirdim bilmiyorum, ama aynı tümseklere takılmış aynı kıtlıkta sancı çekmiş gibi hissediyorum..
Yazarın dili ve anlatım biçimi bildiğimiz üzere yalın, açıklayıcı ve zengin. Ayrıca yazarımız sanki bahsedilen odada, yolculuk yapılırken arka koltukta ya da akan ırmağın kenarında gibi. Büyüleyici bir gerçekliğin içindeydim.
Kitapta beni sona kadar iten güç; herhangi bir umudun yeşereceği, Afganistan’a bahar geleceği beklentisiydi.
1963’te Meryem ile başladık acı serüvene. Gayrimeşru bir çocuk olan Meryem annesini terk edip babasını seçtiğinde başlıyor yolculuğu. Çocuk gelin oluyor ve kitabın bundan sonrası işkence. Onlarla aynı sokakta yaşayan minik kız Leyla ile kuma olacağından habersiz defalarca düşük yaptığı çocukları için ağır şiddetler görüyor. Leylanın yetiştirilme biçimi Meryem’den çok farklı olsa da; kader onlara aynı yolun yoldaşı olacak kadar eşit davranıyor.
Büyük dünya güçlerinin yönettiği iç savaş, Afganistan’ı kendi kendini yok eden, tüketen, yaralayan, gerileten bir mekanizmaya çeviriyor. Kah Sovyetler, kah mücahitler ve sonra Taliban.
Afganistan’a bahar gelir mi, meçhul. Kadınların konuşamadığı, giyinemediği, yürüyemediği, tedavi edilmediği, dövüldüğü, aç bırakıldığı, öldürüldüğü topraklara bahar bile uğramaz arkadaşlar. Afganistan bu dönemde ciddi hava problemleri yaşayarak, sınırları içerisinde olan verimli toprakların çoğunu kaybediyor.
Psikolojik ve fiziksel şiddet gören, aç uyuyan, mülteci kamplarında kendi gibi olan kişilerden donmamak için battaniye çalmak zorunda bırakılan çocuklar bu günlerin toplumu oluşturdular. Belki iyi, belki kötü bireyler olmaya karar verdiler ama bu yaşanılanların travması, acısı geçecek gibi değil.
Taliban kendini büyük İslam birliği olarak tanıtsa da; halkı tekdüze ve yönetilebilir kıvama getirmeye çalışan, haya sahibi olmayan gaddar insanlar.
Kuran ‘’OKU.’’ Diyor. Kim canının derdindeyken okuyabilirdi? Kuran helali haramı söyledi; kim açlıktan gözü dönecekken, yavrusunu açlıktan kaybedecekken çaldığı bir ekmeğin haram sayıldığını düşünebilirdi? Şiddeti ve öldürmeyi hangi İslam birliği, hangi peygamber, hangi kitap savunabilirdi?
Velhasıl kelam; binbir acı ile kapattım kitabı. Yüzüm ortadan ikiye belirgin bir çizgi ile çizilse, bir yanım Meryem’e ağlarken diğer yanım bazı hayatlara baharları getiren Leyla’ya tebessüm ederdi..
Bilmek, duymak, yaşamak isteyenlere tavsiyelerimle,
Gamze. ♡