Puan vermedi·455 syf.····Okunma: 29 Ocak 2025 00:23 Ölü Canlar, 19. yüzyıl Rus edebiyatının başarılı örneklerinden biridir. Gogol, Puşkin’in önerisi üzerine yazar kitabı. İlahi Komedya’dan esinlenerek üç cilt olarak tasarlamak istemiş fakat aldığı tepkilerden dolayı iki cildini tamamlayamamış. Gogol yarattığı bu kahramanı ile Rusya’nın o dönemine eleştirel bir bakış açısı sunuyor.
Romanın karakteri, Altıncı dereceden devlet memuru olan Pavel İvanoviç Çiçikov.
Çiçikov Rusya’nın N. Kentine gelir, burayı gözden geçirir ve gezer. Şehire gelmesiyle bütün yetkili kişilerin yanına gidip onları ziyarette bulunur.
Çiçikov, Manilovka köyünü aramak için yola koyulur. Arabıcısı Petruşka ona eşlik eder.
Çiçikov’un bu köye gitmekte bir amacı var. Manilov’dan köleleri satın almak ister. Bunun için ölen kölelerin isimlerini ve soyisimlerini öğrenmek istediğini söyler. Çünkü Çiçikov’un Manilov’dan almak istediği köleler köle köylüler değildi, ölü köylülerdi. Yani hayatta olmayan ama yasal olarak yaşayan köylüler, kayda canlı olarak geçmiş sonra ölmüş köle köylüler. Kölelerin el değiştirmesinin yalnızca kâğıt üzerinde kalacağını ama satış sözleşmesine ölü değillermiş, hayattaymış gibi olduğunu yansıtacaktı. Yaptığı bu sözleşmelere kimi insanlar anlam veremesede kimiside ölü kölelerin vergisini ödemekten şikayetçi olduğu aklına gelince sözleşmeye olumlu bakıyorlar.
Çiçikov’un bu ölü köleleri almak istemesindeki amaç da bu köleleri devlete satıp, devletten para kazanmak istemesi. Çiçikov aslında bir memur. Çocukluğunda kötü şeyler yaşıyor ölü canlar ile nasıl kâr edebileceğini öğrenip, kurnazlık yapıp zengin olmak istiyordu. Çiçikov kasaba kasaba dolaşıp ölü köleleri almak istemesinden dolayı bu durum bir noktadan sonra duyulmaya başlar. Çiçikov bir partideyken Nozdryev’in bağrışmaları üzerine, onun bir dolandırıcı olduğunu söyler. Çünkü insanların bir kısmı ölü köleleri neden satın aldığını anlamamıştır, bazısıda amacının valinin kızını kaçırmak olduğunu söyler. Bunun üzerine Çiçikov kentten kaçar. Bu arada bu sahtekârlık tüm ülkeye yayılmış durumdadır.
“Yaşamımızı bir sarmaşık gibi sarmış, insan ruhunu sarsan küçük gerçekleri; her yerde, her an var olan bütün o buz gibi soğuk, parçalanmış kişilikleri gözler önüne sermeye cesaret eden yazara, acımasız heykeltıraş gibi kimi zaman acılarla dolu, eziyetli bir yaşam yolu çizer./syf.168”