Rus yazar Nikolai Vasilyeviç Gogol’un kaleme aldığı Ölü Canlar; 19.asır Rusya’sını realist biçimde gözler önüne seren, üç cilt olarak tasarlandığı halde tamamlanamamış bir romandır. Kimi kaynaklarda ikinci ve üçüncü ciltlerin geçirdiği bir buhran döneminde yazar tarafından yakıldığından bahsedilir.
19.yüzyıl Rusya’sını birçok yönüyle ele alınmış olması itibariyle, kültürümüze, toplum yapımıza, değerlerimize, insan ilişkilerimize, inanışlarımıza, düşünce yapımıza ters geliyor olsa da, karakterlerin seçimi ve konunun kurgulanışı bakımından oldukça başarılı bir eser Ölü Canlar. Ayrıca çok güzel sosyolojik tahliller içermesi itibariyle de, konuya ilgisi olanların kaçırmaması gerektiğini düşündüğüm bir kitap..
Farklı konusuyla dikkat çeken roman, Gogol'un usta kalemiyle buluşmuş ve böyle şahaser bir eser, yarım da olsa bizlere kalmış. Seneler hatta asırlar öncesinde yazılan, ağır eleştirilerden dolayı da devamı imha edilip yarım bırakılan bu kitapta neler mi bulabiliriz? Söyleyelim: Siyasetin çirkin gerçekliğini, insanların yani bizlerin ikiyüzlülüğünü, eğitim sisteminin yanlışlarını ve aslında bunu düzeltmenin ne kadar kolay olduğunu, her insanın hata yapabileceğini..
“Güçlü” olanın “zayıf”ı her yönüyle alt ettiği bir dönemde isminin soluna “soylu” sıfatı getirilmesi, diğer insanlardan kendini korumak ve sayılmak adına oldukça önemli sayılmaktadır. Dolayısıyla “soylu” olmayan birinin bu sınıftan sayılması için başvurduğu yollar da doğru olmuyor. Yalandan, rüşvete, cimrilikten, haksızlığa kadar birçok yanlış yol iç içe kurgulanmış ve ustaca işlenmiş. Toplumda “var olabilmek” için yapılanlar gerçekçi bir şekilde ele alınarak, okurun yaşanan döneme tanıklık etmesi sağlanmış. Ayrıca anlatım içerisinde zaman zaman okura seslenilmesi, okurken kendini iyi hissettirdiği gibi,