·373 syf.··Beğendi
···Okunma: 24 Ocak 2025 13:29 İskenderiye Dörtlüsü’nün üçüncü kitabı Mountolive. Yine serinin devamı değil yazarın deyimiyle ana baba bir kardeşi. Olayları bu sefer bambaşka bir gözden Mısır’a diplomat olarak atanan Mountolive üzerinden okuyoruz. Savaşın kıyısındaki şehrin bu defa daha siyasi yönden aktarımı ile Durrell ilk iki kitaptaki olayların aslında hiç de aynı olmadığını, Justine’in, Nessim’in duygularının, yaptıklarının arkasındaki o bambaşka gerçekleri gösteriyor, Leyla-Mountolive-Liza-Pursewarden arasındaki aşk sarmalıyla, Naruz’un yepyeni yüzüyle yine okura yönünü kaybettirip ters köşelere saptırıyor. Su yüzünde görünen her şeyin suyun altında bambaşka dünyalara açılabileceğini, cam gibi dümdüz görünen yüzeyin altında bulanık bir çamur da akıntılı bir dip de olabileceğini gösteriyor hiç beklemediğiniz, düşünmediğiniz açılardan. Çağdaş sevginin irdelenmesi üzerine yazılmış serinin bu kitabında da olayları yine aşkı temeline alan ama daha politik, dinsel, toplumsal boyut katarak anlatıyor bu defa. Böylelikle aslında ne kadar katmanlı, çok boyutlu, ince ince derinleştirilmiş bir kurgunun içine çekildiğini fark ettiyor okura. İskenderiye’nin o harika ambiyansı hiç erimeden yine kentin üzerine sis gibi çöken ağırlıkla ruhuna işliyor.
Ahh Durrell ! Ne hayran olunası bir yazarsın sen!
#lawrencedurrell #iskenderiyedörtlüsü #mountolive #çeviri #ülkerince #canyayinlari