Tutunamayanlar..
10/10
·724 syf.··
2025 4. kitabı
·
20 günde okudu
·
Okunma: 30 Ocak 2025 05:31
“Ayak tırnaklarının ucundan saçlarımın tellerine kadar doluyum artık.” Oğuz Atay 'ın en ünlü eseri Tutunamayanlar ... Bireysel yalnızlıklar, toplumsal karmaşalar içinde yaşamış ve bunun içinde tutunamamış olanların romanı. Ve bunların başını çeken Selim. Kitap Selim'in intihar haberini alan Turgut'un bunu düşünmesiyle başlar. Turgut, Selim'in ölümüne belki de annesinde daha çok üzülmüş bir arkadaşı. Yaşarken onu o kadar anlamamış birbirlerine karşı çok net olmamış olmalarına rağmen Selim'in ölümü Turgut'ta derin izler bırakır. Eski yaşantısına kolay kolay dönemez çünkü aklına hep Selim gelir. Onunla yaşadıklarını anımsar, onun yazdıklarına ulaşıp okur, beraber vakit geçirdiği arkadaşlarıyla tanışıp konuşur ve hatta onunla alay etmiş olanlardan intikam almayı bile düşünür bir ara. Ve günlüklerini okurken onu iyi anlamadığı için kendine kızar. Etrafında olan şeylere daha dikkatli olacağına daha anlayışlı olacağına söz verir kendine ama o da Tutunamayanlar'dan biri olacaktır. Türk edebiyatinda yeni bir tarz yaratmaya çalışılan bu roman diğer romanlardan çok farklı bir anlatıma ve işleyişe sahip. Derin, zorlayıcı ve içinden çıkılması zor gibi olan metinlerden oluşuyor. Ve bu okuyucu için gerçekten de çok zorlayıcı olabiliyor. Bu yüzden Türkiye'de en fazla yarım bırakılan kitap oluyor. İlk başlarını okurken anladım niye yarım bırakıldığını. Ama asla yarım bırakılmaması gereken bir kitap olduğunu düşünüyorum. Çoğu kişi, "Sarmiyorsa okumanın anlamı yok başka kitapları okurum" der ama asla katılmam buna. Çünkü böyle bırakılması gerekiyor gibi duran çoğu roman bitirilince bana daha anlamlı geldi ve daha derinliğini hissettiren kitaplar oldu. Bu bakımdan bu kitabı yarım bırakmış olanlara, bu kitaba bir şans daha vermelerini öneririm. Kitap kendi içinde anlatımı zorlayıcı olmasinin yanında biraz karmaşık gibi duruyor. Bazı bölümleri öyle heyecanla okudum ki ne ara bu kadar sayfa okudum diye şaşırdım. Bazı yerler de hiçbir şekilde akmıyordu 50 sayfayı 4 günde zar zor bitirdiğimi söylersem abartmış olmam. Ama beni en fazla yoran günlerce çıldırtan asıl bölüm tam 76 sayfa boyunca yazarın noktalama işaretlerini unuttuğu o bölüm oldu. Bu kadar sayfa içinde kesme işareti hariç hiçbir noktalama işareti kullanılmamıştı. O yüzden beni biraz yordu o bölüm.Neden böyle bir şey tercih etti bilmiyorum ama orası en aşılması güç bölümdü bence. En etkileyen bölüm de Selim'in intihar etmeden önce kendi içinde yaşadığı o berbat duygularını, hayattan umudu kalmamış halindeyken bir çıkış yolu olarak bulduğu günlük yazma dönemleri oldu. Bu bölüm kitabın son kısımlarında bulunuyor. Selim dertlerini böyle dindirebilecegini düşünüp günlük tutar intihar etmeden önce ve bunu arkadaşı Turgut, hayali arkadaşı Olric ile beraber oturup okur. Selim'in yalnızlığı, arkadaşı varken o arkadaşsızlığı, çevresindeki insanların etki alanına çabuk girmesi beni çok fazla üzüyordu. Kitabın içine girip Selim'e onu anladığımı onun yanında olduğumu söylemek istedim. O çaresizliği o toplum içinde kalabalikken tek başına oluşu ve bunu onu intihara sürüklemesi kitaptaki en acı taraftı benim için. Keşke daha farklı yolları seçebilseydi veya babası onu mühendis olmaya zorlamasaydi belki daha farklı olabilirdi. Kafka'yı bu kadar sevmesi belki de onunla kurduğu ortak yaşantılarında dolayiydi. İkisinin de hayatında en büyük ulaşılmaz dağı babalariydı. Okurken çoğu yerde ne olduğunu anlamadığınızı anladığınız yerlere gelince kitap hayal kırıklığı yaşatmasın. Agdali bir dili vardı biçemi de karmaşıktı ama her şeyiyle kendi has özgün bir roman. Sadece bir roman değil. Yer yer kendinizi içinde göreceğiniz, Selim'in iç dünyasında kendinize dair parçalar bulacağınız bir roman. Alıntılara hak vermektem yoruldum. 2-3 sayfanın hepsini alıp alıntı diye paylaşabilirdiniz o kadar anlamlı ve güzel yerleri vardı. KEYİFLİ OKUMALAR
Duygu ve Düşünce
TutunamayanlarOğuz Atay · İletişim Yayınları · 202475bin okunma
·
158 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.