Puan vermedi·272 syf.····Okunma: 01 Şubat 2025 18:39 ömer, kendindeki bir takım huyları beğenmeyen ama bunu da düzelteceğini söyleyen, kendi yalanına macide’yi de inandıran ve beni bazı kısımlarda çok sinir eden baş kahramanımız...
ömer, garip bir kişilik. içinde bir şeytan olduğuna inanıyor. onu yoldan saptıran, garip davranmasına neden olan bir şeytan. kendini değiştirmek istiyor, böyle davranmak istemiyor ama bunu yapmak için de hiçbir çaba sarf etmiyor. düşünceleri lafta kalıp bir adım ileri gidemiyor hayatında. karısı macide’yi mutlu etmek istiyor ama sıfır çaba. arkadaşlarından borç para alıp iki kişilik bir hayatı devam ettirme gibi yanılgıya düşüyor ve sonunda olanlar oluyor...
macide’yi seviyor ama bildiğiniz bu sevgi, lovebombing ve ghosting den başka bir şey değil. bir anda çok seviyor, sevgi sözcüklerine boğuyor macide’yi, sarıp sarmalayıveriyor. sonra ‘içindeki şeytan’ onu dürtüyor, rahatsız ediyor. her şeyden uzaklaşıyor, yanlış hareketlerde bulunuyor. buna pişman oluyor elbette, macide’den özür diliyor, macide ömer'i affediyor sonra yine aynı döngü yaşanmaya devam ediyor.
macide’nin hayatında sırtını yaslayabileceği bir ailesi olsaydı eğer belki de ömer’in yanında bu kadar bile kalmaz çekip gidebilirdi diye düşünüyorum. macide’nin kimsesiz oluşu, ömer’den rahatsız olduğunu anlamasına rağmen yine de ona tutunmak isteyip bir şekilde devam edebiliriz diye düşünmesine sebep oldu çünkü.
macide’nin artık ömer'i gerçekten anladığı, ondan soğuduğu noktada, “birbirimize söyleyecek hiçbir şeyimiz yok muydu? belki de yoktu... baksana, yabancı gibi. ben de öyleyim! neden?” diye düşünmesi bile hala buna inanmakta zorluk çektiğini gösteriyor aslında.
birbirlerini sevdiler ama hiçbir şey paylaşamadılar hayatlarında. oturup sohbet bile etmeyip düşüncelerini hep kendi içlerinde sakladılar. birbirlerinden kaçıyorlardı ama hep yan yanalardı...
macide, ömer ile konuşup sohbet edemiyorken bile bedri’ye çocukluk anısından bahsedebiliyordu mesela :)