Puan vermedi·128 syf.····Okunma: 31 Ocak 2025 23:11 Ayfer Tunç’un Taş-Kağıt-Makas adlı öykü kitabında yer alan kısa romanı Suzan Defter’i bağımsız olarak 2013’te yayımladı. Zira Suzan Defter başka hiçbir kitaba sığmadı, sığamadı. Dönem dizisi, dönem filmi, dönem… deyince ben olduğundan mıdır, ilkokuldan bu yana bilfiil günlük tutuyor olmamdan mıdır bilinmez benim bu kitaba objektif başlamam mümkün değildi. Elbette sevecektim!
İki ayrı günlükten oluştuğu için farklı bir okuma tekniği kullanmam gerektiğini biliyordum. İlk hedefim sol taraftaki günlüğü bitirip daha sonra sağdakini okumaktı. 24. sayfaya kadar geldiğimde hem merakıma yenildim hem de en doğrusunun bu olduğunu karar verip ikisini de arka arkaya okudum. Örneğin; Ekmel beyin 24 kasım cumartesi gününü okuduktan sonra, Derya’nın 24 kasım cumartesi gününü okudum. Naçizane böyle de okunmasını tavsiye ediyorum.
Ayfer Tunç’un geçmişe duyulan özlem, pişmanlık, daha iyi olabilir miydi gelgitleri, şu anki yaşamdan zevk alamama konularını iki günlük üzerinden karmaşık insanlık hallerini ustalıkla işleyişi karşısında mest oldum. Aynı evde yaşayan bu yüzden birbirini etkileyen adına aile denen yabancılar; sıradan hayatlar. Aşık, aşkına karşılık bulmuş ama bu aşkın içinde kendine yer bulamamış, büyüyüp, serpilememiş bir kadın. Bahanelere sığınmış, kolay olanı seçmiş, pişman olmaya bile korkmuş bir erkek. Bir aşkın gölgesinde kalmış bunu kendi tercih etmiş bu yüzden de kendini de yolunu da bulamamış bir kadın. Aile dediği yapının içinde aslında hiç olmamış, kendi hayatında seyirci olmayı tercih etmiş bir adam. Her biri tek bir kalemde birleşmiş akıp giden bir anlatım, deneysel bir günce çalışması Suzan Defter. İçinde çok fazla pişmanlık ve yaşanmamışlık barındırsa da okuduğum için beni mutlu eden bir eser oldu.