Spoiler //
10/10
·240 syf.··
2025 14. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 31 Ocak 2025 23:54
Berserk'ün dönüm noktası sayılabilecek Eclipse'in gerçekleştiği volume. Neler olacağını bilerek okumaya başlamama rağmen beni oldukça sarsan bir kitap oldu. Sanırım edebi, felsefi ve sanatsal anlamda en çok beğendiğim sayı bu olmuştur. Miura'nın çizimlerinde detaylara verdiği öneme hep hayran olurum fakat bu kitaptaki bazı paneller ayrı bir güzeldi. Önceki sayıda Griffith'e oldukça üzülüyordum, bunda ise o hariç herkese aynı duyguları hissediyor insan. Eclipse'teki o mahşeri hava gerçekten çok etkileyici, insanın içini karartıyor. Berserk'ü okumaya başlamadan önce 97 yapımı anime'sini izlemiştim. O yapımda yer verilmeyip de mangada olan bir sahne var, Griffith yeniden doğmadan önce boyutlararası bir mekanda Tanrıyla konuşur. Önce ne olduğunu anlamayıp "Bu da ne?" diye sorar. Yapı da şöyle der: "Hislerden oluşan bir okyanus. İnsanlar ruhlarının derinliğinde bireyselliği aşan bir ortak bilince sahiptir. O kolektif bilincin karanlık tarafı işte bu genişleyen okyanus. Ben bu dünyanın egosu olarak o genişlikten doğdum. Ben, dünyanın ta kendisiyim, her insanın içinde olan karanlığım; kötülük düşüncesi, tanrının özü budur." Berserk gibi karanlık bir dünyaya oldukça uygun bir Tanrı tasarısı bu. Kolektif bilinç ile yaratılmış, kökenini insanın karanlığından alan bir Tanrı. Bana bir nebze de Dostoyevski'nin şu sözünü hatırlattı: "Düşünüyorum da, şeytan yoksa, o zaman onu insan icat etmiştir; hem de kendi benzeri olarak." Griffith de şöyle der: "Tanrı... O zaman Tanrıyı insanlar mı yarattı? O zaman bunun oluşmasını isteyen insanlık mıydı? Bu korkunç şeyi biz mi yarattık? Şey gibi sanki... Cehennem." "Cehennem. Bazıları öyle der. Bu pek çok zihinsel derinliğin en dış kısmı sadece. Fakat sen de tahmin edersin ki içerisi korkunç derecede insanî. Vahşet ve yalnızlık... Burası tüm o üstüne parmak basılamayan hislerle dolu. Burası insanı tanımlayan gerçek öz." Tanrı burada da tüm insanların içinde karanlık bir taraf olduğundan; bu ortak karanlığın da, üst üst binmiş bilinç katmanlarından oluşan Tanrıyı yarattığını söylüyor. "Evet, doğru. İçimde hissedebiliyorum onu. Ama neden? Sen neden doğdun? İnsanlar neden bir Tanrı yarattı?" diye sorar Griffith de. "İnsanlar nedenler istediler. Istırapları için nedenler, üzüntüleri için nedenler, ölümleri için nedenler. Neden yaşamları acıyla doluydu? Neden ölümleri boşa ve saçmaydı? Kendi bilgilerine hiçbir zaman erişemediği kaderleri için nedenler aradılar. Ben de o nedenleri sağladım onlara." Miura'nın nihilist dünyasında hiçbir şeyin kendi halinde hiçbir anlamı ve sebebi yok; nedenleri insanlar aramışlardır ve bu nedenleri onlara versin diye kendileri icat etmişlerdir Tanrıyı. Çünkü anlamsız hayatlarında, Dostoyevski'nin de dediği gibi Tanrı olmasa bile insanlar onu icat etmek zorundaydı. Kitabın en sevdiğim kısmı burasıydı okuması zevkliydi. Zaten sonrasında bağ kurduğum herkesin teker teker korkunç şekillerde ölmesini okudum. Berserk'in bu karanlık havasını seviyorum şahsen, Griffith'in Femto'ya dönüşmesiyle sonrasında neler olacak hiçbir fikrim yok, umarım ki aynı tempoyla ilerliyordur. Puanım 10/10.
Edebiyat
Berserk, Vol. 13Kentaro Miura · Dark Horse Manga · 2006415 okunma
·
115 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.