Puan vermedi·200 syf.··
2024 2. kitabı
Mahmut Esat Güven Adalar Adalılar Kitap Hakkında: Yakın tarihe önemli bir şahitlik.. Mutlaka gençlerin okuması gereken bir eser diye düşünüyorum. Kitabın şuan baskısı yok ama umarım yakın bir zamanda yeniden yayınlanır. Kitaptan Seçkiler : Bu kitabın yazılış gayesi Marksist düşünceden İslami düşünceye geçiş süreci ile birlikte, 1969 yılından itibaren bazı öğrenci hareketleri, zamana göre bazı yorumlar, 12 Eylül öncesi ve sonrası Mamak Askeri ve Sivil Cezaevlerinin durumları, mahkemelerin haksız kararları vb. konularda mümkün olduğunca kimseyi kırıp dökmeden okuyucuyu bilgilendirmektir."s.9 "Üniversitelerdeki yoğun kargaşa içerisinde bir kaç arkadaşımın ve benim okuldan kaydımız silinmişti Bir müddet sonra mecburen Develi'ye dönmek zorunda kaldım. Ailem üzgündü ancak her gün öğrencilerin öl- dürülüp, yaralanmaları karşısında başıma bir şey gelmediği için memnundular, üzerime fazla varmadılar"s.25 "Türkiye'de gençliğin birbiriyle barışık olması, bazı karanlık güçlerin rahatsızlık kaynağı olmuştur çünkü onlar gençlerin kanıyla beslenerek iktidarlarını sürdüren çevrelerdir. Bundan dolayıdır ki kutuplar yaratıp, gençleri birbirleriyle çatıştırdılar. Yaratılan bu çatışma hiçbir ilkesi olmayan, ölesiye bir çatışmadır. Aynı toprağın çocukları, düşmanın dahi onlara yapmayacaği eziyeti birbirlerine reva gördüler. Bilip bilmeden biri komünizmi, biri faşizmi ezme adı altında, her ikisi de darbecilere hizmet ederek, asıl canavarlarını kendileri yarattılar çünkü darbe dönemleri genç olmanın suç sa- yıldığı dönemler olarak hatırlanır."s.41 O halde biz dışarıda niçin kavga ediyorduk? Bu konuda Muhsin Yazıcıoğlu "Biz 70'li yıllarda Türkiye'de sağ-sol kavgası içindeydik. Koskoca ülke bize dar gelmişti. Bu geniş topraklara sığmıyor, kavga ediyorduk. 1980 darbesiyle bizi içeri attılar. Hapishanede dışarıda kavga ettiğimiz karşıt düşünceden insanlarla beraberdik. Biz dışarıda koca topraklara sığmıyorduk, ama hapishanede daracık bir koğuşa sığmıştık. Aramızda kavga yoktu. Güzel geçiniyorduk. O halde biz dışarıda niçin kavga ediyorduk? Demek ki bu kavgalarımız aslında boştu. Birbirimizi yanlış anlamaktan kaynaklanmıştı. Biz eğer konuşur, hoşgörülü davranır, karşılıklı olarak düşüncelerimize saygı gösterirsek kavga etmemize hiç sebep yok. Pekâlâ, bu ülkede barış içerisinde yaşayıp gideriz." diyerek deyim yerindeyse adeta kitabın ortasından konuşmuştu."s.121 "Allah'ım varlık âlemi için koymuş olduğu kanunlar, bu kanunların ahengiyle oluşan güzellikler, bu güzellik- lere meraklı bir bakış, bu duyarlılık, bu güzellik, uyum ve yetkinlik karşısındaki takdir duygusudur imanın in- sana sağladığı şey." Bu ayeti günlerce kendi kendimle tartıştıktan sonra, eski fikirlerimden vazgeçerek Allah (c.c)'ın varlığını kabul ettim. Fîzılâl-il-Kur'an'ı okudukça da eski düşüncelerimden biraz daha sıyrılmaya başladım. Fîzılâl- il-Kur'an'ın on altıncı cildi dışında Hasan El Benna, Mevdudî, Muhammed Bakr Sadr gibi birçok İslam âliminin kitaplarını okudum. Kur'an'ın insanın yaratıcısı tarafından, Hz. Muhammed (SAV) aracılığıyla insana gönderilen bir rehber olduğunu gördüm. Afyon'da çarşı esnafına benden bahseden hocam, bazı esnaflarca şahsıma İslamî eserlerin hediye edilmesine vesile oluyor- du. O zamana kadar cezaevine Tan diye magazin resim- lerinin olduğu bir gazeteden başka bir gazete alınmı- yordu. Dışarıdan esnafın da ricasıyla bana Milli Gazete gelmeye başlamıştı. Ayrıca Zafer, İslam, Ribat gibi dergileri de takip etme olanağım vardı"s.194 Kitabın arka kapak tanıtım yazısı Emperyalist-kapitalist sistemin zaman zaman kendi içinde düştüğü krizin faturası, emperyalizme bağımlı az gelişmiş ülkelerin halklarına ödetilmektedir. Kendi iç dinamikleri ile gelişemeyen cılız kapitalist ülkelerin veya az gelişmiş gelişmiş ülkelerin sık karşılaştığı felaketlerden biri de kısa süreli aralıklarla gündeme gelen darbeler veya darbe girişimleridir. Dolayısıyla ülkelerde az da olsa var olan demokratik haklar ortadan kaldırılarak yerini daha baskıcı iktidarlara bırakmaktadırlar. Gençlik, yapı itibari ile önceden görebilen, gördüğünü değiştirmek isteyen, fedakâr, cesur ve dinamik bir yapıya sahiptir. Bundan dolayı da dünyadaki tüm toplumsal dönüşümlerde ilk kıvılcım özellikle üniversite gençliğinden başlamak üzere toplumun diğer kesimlerini kapsar. Gençliğin bu özelliklerinin farkında olan egemen sınıflar karanlık hesaplarını gençlik üzerinden yapmaya çalışırlar. Nitekim darbe dönemleri aslında genç olmanın suç sayıldığı dönemlerdir. 1000Kitap Emperyalist-kapitalist sistemin içine düştüğü bunalımlar, bu sistemin cılız bir halkası olan ülkemizi de haliyle olumsuz etkilemiştir. Bu yüzden ülkemiz sık sık darbelere tanıklık etmektedir. Darbelerin varlığı tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de gençlik üzerinden izah edilmeye çalışılmıştır. 12 Mart ve 12 Eylül darbelerinde gençlik, devrimci/ülkücü adı altında birbirleriyle kavga ettirilirken 28 Şubat'ta ise bazı tarikat ve cemaatlerden yola çıkılarak özellikle gençliğin giyim kuşam ve inançlarından hareketle darbeye kılıf hazırlanmıştır.""
Adalar AdalılarMahmut Esat Güven · Sokak Kitapları Yayınları · 201211 okunma
·
61 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.