Hayatın Mucizeleri
8/10
·74 syf.··
2025 14. kitabı
Eser iki adamın kiliseye girip dua ettikten sonra daha genç olanın, tüccarın dışarı çıkması ve daha yaşlı olanın, ressamın onu takip etmesiyle açılış yapar. Tüccar ressama yaptırdığı sunağın hikâyesini anlatır. Tüccar önceden parasını har vurup harman savuran, babasının tehdit mektuplarını görmezden gelen biriymiş. Yine bir gün babasından mektup gelmiş. Tam eline alacakken arkadaşlarından biri mektubu alıp duvara fırlatıp üstüne bıçak saplamış. Tüccar da eğlencesine devam etmiş. Bir kadınla odaya geçmişler. Tam öpüştüklerinde tüccarın aklına annesinin öpücüğü gelmiş ve hemen toparlanıp, kadına para verip oradan ayrılmış. Babasının mektubunu almış ve açmış. Mektupta annesinin çok kötü durumda olduğu yazıyormuş. Tüccar hemen aile evine gitmiş. Tüccar o günün bir mucize olduğunu düşünmüş. Tüccar annesi iyileşirse kiliseye bir sunak ve Meryem Ana resmi yaptıracağı adağında bulunmuş. O günden sonra annesi iyileşmiş. Tüccar da sözünü tutmuş. Genç, İtalyan bir ressam tutmuş ve ressam şu anda kilisede bulunan sunağın üstündeki Meryem Ana resmini çizmiş. Ressam bu resmi eski, hasret duyduğu sevgilisinin yüzüne dayanarak çizmiş. Hayranlık uyandıracak bir resimmiş. Şimdi tüccar sunağa ikinci bir resim adadığını hatırlamış. O sözü gerçekleştirmek için bu yaşlı ressamı çağırmış. Ressam İtalyan ressamın çizdiği Meryem Ana tasvirini görünce ona hayranlık duymuş ve bundan daha iyi bir resim çizemeyeceğini düşünmüş. İlk 2 hafta tuvaline hiçbir şey çizmemiş. Sonra sokakta dolaşırken camın önünde bir kız görmüş. Onun aradığı Meryem Ana tasviri olduğunu düşünmüş. Sonra yolun ortasında ona bakarken arkasından bir araba ressama çarpmış ve penceredeki kıza mı baktığını sormuş. Ressam da ona nasıl ulaşabileceğini sormuş. Adam da yakındaki hanı göstermiş ve han sahibinin onun babası olduğunu söylemiş. Ressam hana girmiş ve adamla konuşmuş. Adam da onun Yahudi olduğunu, öz kızı olmadığını, Hıristiyan saldırılarında onu evlat edindiğini açıklamış. Kız içine kapanık ve erkeklerle konuşmayan biriymiş. Han sahibi kızı getireceğini söylemiş ve bir süre sonra kızla geri dönmüş. Yaşlı ressam kıza sıcakkanlı davranmış ve isminin Esther olduğunu öğrenmiş. Esther de yaşlı ressamda ölen dedesinin yakınlığını hissetmiş. Yaşlı ressam Esther'in resmini çizeceğini söylemiş ve Esther de bir süre sonra bunu kabul etmiş. Her gün 2 saat boyunca yaşlı ressam ve Esther bir araya geliyormuş. Yaşlı ressam bir gün eve küçük bir bebek getirmiş ve çizimleri bununla beraber yapacağını söylemiş. Bebeği Esther'in kucağına koymuş ve çizime başlamış. Esther bu çıplak bebeğe karşı başta nefret duymuş. Yahudiler çıplaklıktan hoşlanmazlarmış. Ancak ilerleyen zamanlarda bebeğe büyük bağlılık duymuş ve onun annesi gibi hissetmiş. Derken yaşlı ressam resmini tamamlamış ve bebeği ailesine teslim etmiş. Esther ise şoke olmuş ve bebeğin geri gelmesi için ressama yalvarmış. Ressam ise bebeği istediği kadar göreceğini söylemiş ve resmi ona göstermiş. Esther resme hayranlık duymuş. Bebeği de oradaymış. Ancak ressam resmi kiliseye götürür ve tüccara olan borcunu öder. Tüccar da resmi çok beğenir ve ressama övgüler yağdırır. Esther de artık her gün yabancısı olsa dahi kiliseye gelir ve bebeğini görür. Ancak o dönemde dışarıda büyük tehlike kol geziyordu. Protestan olanlar etrafa zarar veriyor ve barbarlık yapıyorlardı. Yine bir gün Esther kiliseye gitti ve oranın oldukça sessiz ve boş olduğunu gördü. Bebeğinin önünde diz çöktü ve onu hayranlıkla izlemeye başladı. Derken birileri kilise kapısını yumruklamaya başladı. Sayıları oldukça çoktu ve kapıyı kırıp içeri girdiler. Etrafı paramparça ettiler ve en sonunda Esther'in olduğu sunağın yanına geldiler. Esther gölgede saklanıyordu. Adamlardan biri bebeğinin olduğu resmi parçalayacakken Esther ortaya çıktı ve adam onun Meryem Ana olduğunu sanıp korkudan baltasını düşürdü. Etrafındakiler de hayrete kapılmıştı. Ancak içlerinden biri onu tanıdı ve hancının kızı olduğunu söyledi. Daha sonra adam Esther'i kenara attı ve resimleri parçalamaya koyuldu. Esther adama eline aldığı bir şeyle vurdu ve adam sinirlenip Esther'e baltasıyla öldürücü bir darbe savurdu. Daha sonra saldırganlar gittikten sonra yaşlı ressam kiliseye girdiğinde parçalanan resimleri ve Esther'in ölü bedenini gördü. Meryem Ana resimde göğsünden bıçaklanmıştı. Ve Esther'e baktığında Meryem Ana'yı görüyordu. Ölürken Meryem Ana'yı oldukça andırmıştı. Ve ressam Tanrı'ya isyan etti ve onu sorguladı. O resmi veren Tanrı değil miydi? O halde neden onu geri alsındı ki? Bunların Tanrı'nın mucizesi değil, hayatın mucizesi olabileceğine kanaat getirdi. Ve karşısında gördüğü hayal değil, gerçek bir mucizeydi. Ve böylece kitabımız son bulur. Esther'in hikayesi oldukça etkileyiciydi. Tüccarın mucizesi belki de Esther'e yansıdı ve o da mucizesi olan bebekle hayata bağlandı. Ancak bazen peşinde koştuğumuz mucizeler bizim hayatımıza mâl olabilir. Ancak buna rağmen mucizelerin peşinde koşmayı bırakmamayı öğütleyen bir kitap ortaya çıkarmış Zweig. Kitaba puanım 10 üzerinden 8. Alıntılar: Sabahın kızıl ışıkları pencerelere vuruyor , fakat ressamı aydınlatmıyordu, çünkü yeni bir günün özlemini duymuyor­du; yıllardır yaşadığı, mucizelerinin kendisine değdiği, ancak tam aydınlatamadığı hayatın özlemini duymuyordu. Şu an o son mucizeye kendini yakın hissederken hiç korkmuyordu; bu mucizenin artık bir yanılgı, bir düş olmadığını, aksine sonsuz karanlık gerçek olduğunu biliyordu (Sf. 73).
Hayatın MucizeleriStefan Zweig · İş Bankası Kültür Yayınları · 202219,1bin okunma
·
67 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.