10/10
·88 syf.··
Beğendi
·
2025 1. kitabı
·
5 saatte okudu
·
Okunma: 04 Şubat 2025 23:01
Böyle Küçük Şeyler ile İrlanda'nın karanlık geçmişine cesur bir yolculuğa çıkıyoruz. 1985 yılının Noel arifesinde, beş çocuklu bir aile babası olan Bill Furlong, odun ve kömür ticareti yaparak geçimini sağlıyor. Yoğun bir Noel öncesi dönemde manastıra kömür götüren Furlong, burada kömürlüğe kapatılmış bir kızla karşılaşıyor. Bu karşılaşma, Furlong’un geçmişiyle yüzleşmesini ve İrlanda hükümetinin karanlık yönlerini cesurca sorgulamasını sağlıyor. Furlong'un kolay bir hayatı olmamıştır. Kendisi babasının kim olduğunu bilmeden annesine sahip çıkan zengin, bekar bir kadının yanında büyümüş ve bir şekilde hayata tutunmuştur. Manastırda gördüğü kız ve karşılaştığı manzara ile kendi geçmişinde yolculuğa çıkarken bir yandan vicdanı ve toplumsal normlar arasında sıkışır kalır. Çünkü doğru olan neydi? Kıza yardım mı etmeli yoksa toplumun büyük çoğunluğu gibi "Zaten olması gereken buydu" diyerek yoluna devam mı etmelidir?    Böyle Küçük Şeyler, adıyla ve işlediği konu ile aslında çok hassas ve utanç verici bir konuyu cesurca ele alıyor. Kitap, okuru ilk sayfadan vuruyor. Yazarın, “Bu hikaye İrlanda'nın anne-bebek bakım evleriyle Magdalen Çamaşırhaneleri'nde acı çekmiş kadınlara ve çocuklara adanmıştır” şeklindeki ithafı, okuru derinden etkileyip, aynı zamanda meraklandırıyor. Açıkçası ben de bu ithaf ile birlikte konuyu araştırmaya başladım.   Magdalen Çamaşırhaneleri, “düşmüş” kadınları ıslah etmek amacıyla hayata geçirilen kurumlar olarak karşımıza çıkıyor. Burada "düşkün" terimi, evlenmeden çocuk sahibi olan, tacize uğrayan veya ruhsal sağlık sorunları yaşayan kadınları tanımlamak için kullanılıyor. İlk Magdalen Çamaşırhaneleri, 1758’de İngiltere’de kuruldu, İrlanda'da ise 1765’te. İrlanda hükümeti, bu kurumları kapatma kararını ancak 1996’da aldı.Ancak, 2011 yılında "Magdalen İçin Adalet" adlı bir savunma grubu, İrlanda hükümetine çamaşırhanelerde işlenen insan hakları ihlalleriyle ilgili bir rapor sundu. Şubat 2013’te ise İrlanda Hükümeti, istismarın boyutunu küçümsediği için raporunu yayımladı ve resmi bir devlet özürü dile getirildi. Ayrıca, 800'den fazla kadına tazminat ödemiştir.   Furlong’un hikayesi, hem geçmişin acı hatıralarına hem de toplumun göz yumduğu gerçeklere dair bir uyanış. Bambaşka bir coğrafyada, çok eski zamanlarda bile olsa, aslında göz yumduğumuz veya görmek istemediğimiz haksızlıklara karşı, Furlong, vicdanımızı kaybetmememiz gerektiğini cesurca hatırlatıyor. İnsan olmak, kendi vicdanımızı yok saymamak demek. Yazar, bu hassas konuyu sade ve derin bir anlatımla ele almış ve kitabın etkisini çok artırmış. Benim için çok değerli bir okuma deneyimiydi. Herkese tavsiye ederim. 
Edebiyat
Böyle Küçük ŞeylerClaire Keegan · Jaguar Kitap · 20223,608 okunma
·
325 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.