Kitabın sondan bir önceki sayfasında geçen “ Bir başkasına yardım etmedikten sonra yaşamanın bir manası var mı diye düşündü Furlong. Yıllar, on yıllar boyunca, hatta bütün bir ömrü bir kez olsun o yerde olup bitenlere karşı çıkma cesaretini göstermeden yaşayıp sonra da ….. dinden olduğunu iddia etmesi, aynada yüzüne bakabilmesi mümkün müydü insanın?” sözü bu kitabı okuma isteğimi açıklığa kavuşturdu. Bu bendim.
Dört saatte hiç bırakmadan okudum, bitti. Kısa, etkili bir kitap. İlk kez İrlandalı bir yazarın eserini okudum. Magdalene Çamaşırlarını duymuştum ancak kitabı okuduğumda bir kez daha çok etkilendim. Kadın olmak, kadın olmak, kadın olmak. Her coğrafyada, her anakarada ne kadar da külfetli. ve ölen çocuklar… Herhangi birinin attığı ilk adım, kim bilir neleri değiştirdi. Gerçek kişilerle ilgisi yoktur denmekte ancak mutlaka gerçekte de bir kişi bir kızın elinden tuttu.
Ayrıca karakterin eşiyle olan günlük hayatlarındaki kesitleri okurken de karmakarışık duygular hissettim. Bir yanım bir aile saadeti, rutinler, düzenli yaşamı hissetti diğer yanım ise kalplerin, zihnin, inançların ve hayattan alınan doyumun, maneviyatın birbirine denk olmasının ne kadar da kıymetli olduğunu. Dilerim ki dengini bulsun herkes.