Roger Ackroyd CinayetiAgatha Christie'nin yaratıcı zekasını öne çıkardığı ilk eser olduğu için yazdıkları içinde en iyi polisiye romanına sahip. Ayrıca kariyerini değiştirmesiyle de önemli bir yeri var.
Olay İngiltere’deki King’s Abbot köyünde geçmektedir. Bu sakin yerdeki yaşam Bayan Ferrars'ın şüpheli ölümü ile altüst olur. Kadının ilk kocasını öldürdüğü bu nedenle kendisine şantaj yapıldığı söylentilerinin ardından Roger ile gizlice nişanlandığı dedikosunun ortaya çıkması ve intihar ettiğine dair iddialar yetmezmiş gibi Roger Ackroyd’un da cinayete kurban gitmesi bütün şüpheleri ev halkına odaklar. Şantaj ile gelen cinayet davasının gizemini çözmekte Hercule Poirot’a kalır.
Hikaye Dr. Sheppard tarafından kendi sözcükleriyle anlatılıyor. Poirot’un arkadaşı Yüzbaşı Hastings’in yerini almış. Agatha, King’s Abbot isimli köyün nasıl bir yer olduğunu tanıtırken karakterlere değinmeyi ihmal etmemiş. Ama ilk bölümde olayların başlamasına neden olan iki ana kişi Roger Ackroyd ve Bayan Ferrars üzerinde yoğunlaşılmış. Sayfalar ilerledikçe diğer karakterleri tanıma fırsatı buluyoruz. Dr. Sheppard köyde yaşanılan son gelişmeleri şöyle özetliyor.
“Son birkaç yıldır King’s Abbot’ta ilgilendiğimiz konular bunlar işte. Ackroyd’u ve onun özel yaşamını hemen hemen her açıdan inceleyip tartıştık. Bayan Ferrars da bu tartışmalardaki yerini aldı. Oysa bu son değişiklikle her şey tepetaklak oldu. Düğüne götürülecek hediyeler hakkında fikir yürütürken bir trajedinin tam ortasına düştük.”
Agatha Christie
Ackroyd’un da ölümüyle tüm gözler Fernly Park malikanesine çevriliyor. Cinayet gecesi evde olan herkes şüpheli listesinde yerini alıyor. Tüm karakterler içinde bir bölüm ayrılmış. Bize katili ararken suçlu olma ihtimali bulunan kişileri ve özelliklerini daha iyi tanımamızı sağlıyor. Bu da vakayı çözmek için önemli bir detay. Agatha, Hercule Poirot’u yaratırken onu diğerlerinden ayıran özelliği zekasının keskin oluşu ve insan psikolojisinden anlaması. Zaten Agatha'nın da üstünde önemle durduğu şeyde zekadır. Suçu işleyen de gerçeği ortaya çıkaran da zekidir.
Bu yüzden ipuçlarını bulmak, taşları yerine oturtmak ve katili bulmak sanıldığı kadar kolay değil. Çünkü ortada iyi planlanmış cinayet ve şeytani bir zekaya sahip katil var. Ama hiçbir cinayet kusursuz değildir. Katilin de yanıldığı ve hesaba katmadığı durumlar yaşanıyor. Poirot’un davaya dahil olması her şeyin akışı değiştiriyor. Alıntı da dediği gibi:
“Keşke Hercule Poirot emekli olup sakız kabağı yetiştirmek için buraya gelmeseydi diyorum.”
Agatha Christie
Agatha Christie’nin okuduğum diğer kitaplarındaki gibi bu hikayede de sağlam kurgulanmış bir cinayet ve karmaşık çözümlemeler ile karşılaşıyoruz. Sade bir dil ama derin bir anlatımı var. Sıradan hayatları, günlük hayatta karşılaşılan insanları anlatıyor ama insan karakterini okumadaki yeteneği hemen göze çarpıyor. Katilin cinayeti işlemesinin mutlaka nedenleri oluyor ve her zaman gözümüzün önünde olmasına rağmen kafamızı karıştırmayı çok iyi başarıyor. Ve finaliyle her zaman ters köşe yaptırıyor. Bu kitap da sürpriz bir sonla bitiyor. Akıcı ve sürükleyici oluşu kolay okunmasını sağlıyor. Her kitabında olduğu gibi içerisinde yine etkileyici cümleleri barındırıyor. Birkaçını paylaşmak isterim.
"Ah para! Dünyadaki bütün kötülükler paranın ya da parasızlığın sonucu değil mi?"
"Herhalde cinayet gibi bir suç işleyen biri, bu yaptığının meyvelerini pişmanlık gibi zaaflar göstermeden toplayacak kadar soğukkanlı olur. "
"Neyse ki zekice kullanılan sözcükler çıplak gerçeklerin çirkinliğini maskeleyebilir."
Agatha Christie
Polisiye/gizem türünün en iyi örneklerinden biri olan bu kitabı okuduğunuzda elinizden bırakamayacaksınız. Şiddetle tavsiye edilir..