Mahir Ünsal Erciş'in "Bangır Bangır Ferdi Çalıyor Evde" kitabı ile 80'lere; "Diğerleri" ile 70'lere gitmiştik. Şimdi de "Öbürküler" kitabı ile 60'lara ışınlanıyoruz.
Öbürküler, Niğde'den İstanbul'a göç eden Fahrettin Bey ile ailesinin hikasini anlatıyor. Küçük şehirden büyük şehire göç eden Fahrettin Bey için ne iş ne de taşındıkları evde işler pek yolunda gitmez.
Olayların merkezinden İstanbul'da taşındıkları 57 numaralı evde gece saatlerinde korku salan sesler, uykuları kaçıran gizemli misafirler (öbürküler) ile tırmanan gerilim ana konu olarak ele alınırken, Adnan Menderes'in başkan olduğu dönemde darbe, göç, komşuluk ilişkileri ile toplumun sosyal yapısını da derinlemesine inceliyoruz.
Romanın Refik Halid Karay'a ithaf edilen ilk yarısında ailenin göç hikayesi ve yaşadıkları gizemli olayların ardından evi terk etmelerine uzanan süreci okuyoruz.
Hüseyin Rahmi Gürpınar'a ithaf edilen ikinci yarısında ise yaşanan bu acayip olayların iç yüzünü öğreniyoruz.
Yazarın atıfta bulunduğu ustaların esintilerini fark ettiğimiz okumada Nazım Hikmet detayları da kitaba muazzam bir keyif katıyor.
Öbürküler, sadece gizemli varlıklar değil; toplumsal dönüşümlerde kaybolan/silik kişilerin hikayesi diyebilirim.
Mahir Ünsal Eriş 'in diğer kitaplarında da olduğu gibi dil, hkaye ve üslup noktasındaki ustalığı yine baskın.
Özellikle paranormal olaylara merak sardığım şu dönemde nostaljik ortamı ile bu olağanüstü olaylarla bezeli romanı çok sevdim.
Şimdiden benim için senenin en iyi okumalarında ilk sıralarda olacağına eminim. Size de keyifli okumalar dilerim