Puan vermedi·112 syf.··
2024 30. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 19 Eylül 2024 15:39
Burada tanıştığım ve varlığının farkına vardığım birkaç hesabın bana çok ilginç gelen paylaşımları sonrası bir dergi çıkardıklarını gördüm. İnternet üzerinden birçok yazısını bulabileceğiniz bu topluluk, bana, hala dolu dolu okumalar yapıp, aynı fikir ve inanç birliği içinde bir ülkünün ortaya konabileceğini gösterdi. İnancın altını çizmemin sebebi, genelde aynı inancı aynı şekilde paylaşan kişileri bulmanın güçlüğünden kaynaklanıyor. Bana hazine gibi geldiler. Bu yüzden paylaşımlardan ne kadar keyif alıyorsam, dergiyi okumaktan da o kadar mutlu oldum. Bu yüzden dergiyi bana ulaştıran ve derginin şairlerinden olan Yakuphan kardeşime bir kez daha teşekkür ederim. Her edebiyat dergisinde olduğu üzere farklı türlerde yazılar mevcut. Dergiyi açtığınızda Mum, Meşale ve Fener üçlemesi sizi karşılıyor. Muhsin Gazi Erdem'in hikayelerinde kullandığı dil, bende 1970'li yıllardan ışınlanmış bir genç izlenimi bıraktı. O ''eski zamanların'' jargonuna hakimiyeti hem hayranlık uyandırıcı hem de çok komik. Epey güldüren cümlelerle mizahını konuşturmuş. Bazı cümleleri o kadar güzeldi ki hikayeyi baştan bir kez daha okuyup yine gülmüştüm. "Fenomen dedikleri şey tıkıldakmış" cümlesine aklıma her geldiğinde gülebilirim. :) Ömer Talha Kavas'ın "Kendi kabuğuna çekilmek şu dünyada insanın yalnızca mecazen yapabileceği bir şey. Kabuksuz olduğumuza göre hepimiz yarım bir homeless sayılabiliriz. Hatta gerçek homeless'lar her anlamda altına girebilecekleri, istedikleri zaman istedikleri yerde uyuyabilecekleri battaniyelere sahip olmakla bize göre daha kabuklu ve evli sayılabilirler." çıkarımı da gülümseten alıntılara ekli benim için. :) Yazdıkları gelişime çok açık ve belli ki tefekkür eden bir insanın izleri var. Yakuphan Ustaoğlu'nun Açık Mektup şiiri o kadar güzel ki, gerçekten hayran kaldım. Yol şiiri de yine yarısını altını çizerek okuduğum çok başarılı bir şiirdi. Dergide birçok şiir var. Divan edebiyatıyla olan ilgilerini görmek beni çok memnun etti, etmekte. Zaten dergiyi çıkaran arkadaşlardan birkaçının genel okuma düzeni bir minval üzere. Ayrıca tasavvufi ve dini kaynaklardan besleniyor olmaları, hem kültürel birikimlerini artıyor hem de yazdıklarını bal eyliyor tabiri caizse. Gelelim beni en çok etkileyen, bir sayfası üzerinde ne kadar düşündüğümü, ne kadar beklediğimi, ne kadar etkilendiğimi ancak benim bilebileceğim o yazıya: ''Ey Bekleyiş.'' Sıradan bir başlık, sıradaşı bir yazar ismi: Olgun Verim. Beklemek kelimesinin kökünden, beklemek eyleminin muhtevasına öyle bir köprü kurmuş ki, altından nehirler geçen hayatlarımızda hepimiz zaten köprünün üstünde yürüyoruz. Ama adımlarımıza dikkat etmekten çevremizi göremez olmuşuz. Yazar bize köprü karşıya ulaşmak içindir ama herkes karşıya ulaşamaz, peki o halde bütün mevzu karşıya ulaşmak mıdır, yoksa o köprü üstünde yürürken yaptıklarımız mıdır diyor. İş ki adım atabilelim. İş ki yürümeye/beklemeye gücümüz olsun. Zaten hayat dediğimiz bir yerde ölümü beklemek değil midir? Bakış açısına bakın: <Beklemek, istemektir. İstenilen her şey ise hayra ya da şerre edilmiş birer duadır. ''Herkes kabul olan duasını ömrüyle öder,'' ödemiştir ve ödeyecektir.> Yazı boyunca, insan ömrü boyunca neyi bekler, beklenti nedir, kendi hayatlarımız nasıl geçmektedir, ümit nedir ümitsizlik nedir gibi konular üzerinde üç kahve içiyorsunuz. Diğer yazıları da kesinlikle okunası gereken bir kaleme sahip. Oğuzhan Âsım Güneş kardeşimiz de yine yazdığı şeylerle radarımda olan bir arkadaşımız. Tefekkür etme ve tefekkür etme yetisini haiz kişiler hakkında düşündüren, lezzetli bir yazısı var. Yazılarında hem tasavvufi hem de felsefi bir tavır görüyoruz. Bu inceleme diyemeyeceğim yazı, Oğuzhan Asım Güneş'in yazısına yanıt niteliğinde yazılmış ve düzeltilerek bir metin haline dönüştürülmüştür. Okuyalı aylar geçti, taze bir inceleme olsaydı belki daha iyisi ortaya çıkardı. Bunca zaman sonra altı çizili satırlarıma bakarak bunları yazabilmek nasip oldu. Dergiye katkı sağlayan herkese başarılar diliyorum. Ben, bende iz bırakanlara şöyle bir değinmek istedim. Umarım derginin yazarları da okurlar ve yazılarına bir teşvik olur. Her kalem nasıl ki onu tutacak bir eli bekler, her kelime de onu okuyacak gözün bekleyenidir. Haliyle günlük dışındaki yazılar, bir insana yazılır, bir muhatap arar. Nedamet Dergisi, muhatabınız bol olsun dilerim.
Nedamet Dergisi - Vefa Sayısı (Kasım 2023)Nedamet Dergisi · Nedamet Dergisi · 202397 okunma
··
1.279 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.