"Ben hasta bir adamım...kötü bir adamım.Suratsız bir adamım ben"
Alıntıdan da anlaşıldığı üzere Dostoyevski yazdığı kitaplardan daha farklı bir şekilde karakter yazmıştır.Diğer kitaplarında olduğu gibi ilgi çekici, yakışıklı bir karakter yerine hepimizin hayatında olan konuşmak istemediğimiz,bakışlarımızı kaçırdığımız,tiksinerek bakıp,toplumdan ötekileştirdiğimiz,son derece yalnız bir yeraltı adamının bakış açısından kitabı kaleme almıştır.
Dostoyevski yeraltı adamı ile o dönemde yaygın olan ütopik sosyalizm anlayışına olan düşüncelerini güzel bir üslup ile okuyucuya fikirlerini aktarmıştır.Olayı daha iyi kavrıyabilmeniz için ütopik sosyalizmi biraz açalım.İnsanların mutlu olabilmesi için olumlu nedenlere ihtiyacı vardır,üzgün hissetmesi için ise olumsuz bu düşünce yapısı insanların mutlu olabilmesi için tüm çıkarları sağlayacağını böylece hep neşenin var olacağını savunmuştur.Burda ise akıl ve mantık devreye giriyor yani Rasyonel egoizm anlayışı(akılcı egoizim,kararlarını akla ve bilime göre vermek) Dostoyevski ise bunun işe yaramıyacağını insanoğlunun hep bir taşkınlık çıkaracağını ve insanoğlunun son derece nankör olduğundan yanı sıra insanların hep akla göre değil bazen içgüdüleriyle yani canının istediği gibi davrancaklarını yeraltı adamı ile güzel bir biçimde anlatmıştır...
Kitap iki bölümden oluşmaktadır ilk bölüm yeraltı,yeraltı adamının karmaşık düşüncelerini barındırmıştır;ikinci bölüm ise Notlar burda ise ilk bölümde söylediklerini yeraltı adamının hayatından örneklendirmiştir,okuyucunun daha iyi kavrıyabilmesini sağlamıştır.
İnsanın bir piyona tuşu olmadığını arzularının ve isteklerinin olduğunu ve bu aklen yanlış olsa bile sonucunda üzülecek olsa bile onu ister aynı zamanda bundan zevk bile duyabileceğini söylemiştir.Zaten her şeyi hesaplayıp aklı ön planda tuttuğumuz zaman bunun ne zevki kalırki? Bir cetvelden örnek vermiş akıl ile önceden hesaplayıp olayları bir cetvele yerleştirdiğimiz zaman mantıken ve akıllıca davranış sergileyebiliriz ama rasyonel egoizimin hesapa katmadığı bir durum var insanın ruhunda canının istediği gibi davranma arzusu hep var olacaktır. Zaten insanoğlu özgürlüğünün kısıtlanmasına gelemez hep onu garantilemek ister şuanki sistem yani kapitalizmde insanları köle olmadığını düşündürerek modern köleliği yaratmasıda ayrı bir konu...İnsan bazen bişeyleri romantize etmeyi sever,duygusal bir sarkı dinlerkenki icinde olan burukluk ile onu bağdaştırıp hüzünlendirmekten bile zevk duyabilir yer altı adamının da anlatmaya çalıştığı noktalardan biride bu "acıdan duyulan zevk..."
İkinci bölüm olan olay örgüsünde ise birçok noktada kafasındaki karmaşık düşünceler ile hareketleri olduğunu söyleyebiliriz.Sırf arkadaşları hoşnutsuz olsun diye zorla kendini davet ettirdiği buluşmaya gidip huzursuzluk çıkarması ardından pişman olması ama yinede bunu yapmak isteyip yapmaya devam etmesi ve kafasında gerçekleşen o kararsız düşünceler,yaptığının yanlış olduğunu bildiği halde onu yapmayı arzuluyor ve yapıyor bundan bir zevk duyuyordu.Sonraki kısımlarda bir fahişeyle olan diyolagları onun adeta bir kahramanı gibi davranıp bu saçma şeylerden kurtulması gerektiğini isterse ona yardım edebileceğini bunun üzerine adresini verip sonrasında pişman olup eve gelmemesini umut edip aynı zamanda gelirse ne hoşnut olacağını belkide güzel bir aşk yaşayacaklarını hayal eder,geldiğinde ise ona hakaretler yağdırıp kızı üzerek ona karşı hem aşk hemde nefret duygusunu barındırırken bile her durumda kararsız değişik bir kafa yapısına sahip olduğunu gözlemleyebiliriz...
Yeraltı adamının sondada söylediği gibi bu olay örgülerinin çoğunda insanların arzu edip yarıda bıraktıkları olayların sonunu getirmiştir.Belki utanç duyarak belkide aynı ben diyerek okuyacaksınız ama bir anti karakterin ağzından farklı bir bakış açısı deneyimlemenizi tavsiye ederim açıkcası ilk bölümü anlıyabilmek için tekrar tekrar okumam gerekti ama buna değicek kitaplardan olduğu kesin... Yeraltından NotlarFyodor Dostoyevski