Olga'yı çok sevdim. İki farklı anlatım/ anlatıdan Olga'yı tanırken hayranlık duydum hep. Fakat son bölümde Olga'nın mektuplarından Olga'yı anlamak duygularımı coşturdu.
Bireyin yazgısının, ülkenin yazgısından ayrı olamayacağını öyle güzel ifade etmiş ki yazar, Herbert ile İmparatorluk Almanya'sını, Eik ile Weimar Almanya'sından 3. Reich'a giden süreci, Ferdinand ile savaş sonrası 68 kuşağını gözlemliyoruz.
Olga'nın sağduyusunun ve öngörülerinin sevdiklerince dinlenmemesi, kör kahin Cassandra' nın çektiği azabı anımsattı bana. Fakat güçlü karakteriyle hayatla bağını koparmaması, her yıkımdan sonra ayakta kalmayı başarması, kimseye muhtaç olmadan onuruyla sürdürdüğü yaşam, onu edebiyatın en sevdiğim ve ilham veren kadın kahramanları arasına soktu. Bu yüzden Olga, benim için yazarın başyapıtı:)