·140 syf.··Beğendi
···Okunma: 23 Ocak 2025 00:00 Böyle eski kitapların içerikleri yanında, tarihî niteliklerinin de önemli olduğunu düşünüyorum. 1800 yıl önce biri, bir şeyler üzerine düşünmüş ve bunu yazmaya karar vermiş. Evet, bugün herkesin kitap yazabildiği bir zamanda çok zor gibi görünmese de o zamanlar için kolay bir iş de olmasa gerek. Eser, bu topraklarda ilk kez Osmanlı Türkçesiyle 1870'de basılmış. Çevirmeni de ona upuzun bir isim vermiş: "Tercüme-i Letâfet-Âsar Der Ta'rîf-i San'at-ı Dalkavukân-ı Şöhret-Şiâr" Dalkavuk bugün farklı anlamlara gelse de kitapta daha çok, bugün "yanaşma, yardakçı, yalaka" diyebileceğimiz bir karakteri anlatıyor. Dalkavuk Firuz ile Mu'teriz Kârdân isimli iki kişinin sohbetinin konu edildiği kitapta, çevirmen orijinal eserdeki neredeyse tüm isimleri değiştirmiş. Neyse ki, yayına hazırlayan kişi (editör), sıklıkla dipnot vererek orijinal metinde yer alan bilgileri okura aktarmış. Dipnotları için bile okunabilir. Dalkavukluğun sanatların en yücesi olduğunu iddia eden Firuz'un argümanları tatmin edicilikten uzak olsa da bir kafede yan masadaki sohbete ortak olmak gibi bir tadı var bu diyaloğun. Lukianos (veya Loukianos)'un diğer kitaplarıyla birlikte değerlendirdiğimde, "okumasam olmazdı" diyebileceğim nükteli bir eser.