·272 syf.····Okunma: 09 Şubat 2025 18:53 Olayların ‘’Hailsham’’ isimli yatılı okulda gözetmenler tarafından eğitim alan, zaman içerisinde ‘’organ bağışçısı’’ olmak adına klonlanan Kathy, Tommy ve Ruth isimli karakterler üzerinde ilerlediği ancak bu olayları Kathy’nin ağzından okuduğumuz; geçmiş-gelecek tezâtlığının olmasının yanında biraz distopik içerik biraz ucundan ütopik olduğunu gösteren ama ütopya ile alakası olmayan klon anlatısı biraz da içinde ergen draması barındıran; konusu itibarıyla güzel olan ancak NOBEL ÖDÜLLÜ yazar tarafından yanlış kurgulanan, üç kısımdan oluşan bir romandır. Yukarıda bahsi geçen karakterler de dâhil olmak üzere bu okuldaki gözetmenlerin öğrencilerine hatırlattıkları tek bir konu vardır: ‘’Siz, organ bağışçısı olmak üzere eğitilen bir grup klonsunuz. Bedeninize sahip çıkmak sizin yegâne vazifenizdir.’’
Kitabın üç kısımdan oluştuğunu baştan söyledik. İlk bölümde ana karakterimiz Kathy’nin 31 yaşındaki hâliyle tanışıyoruz. Bu bölümde karakterlerin -eksik- kişilik analizlerini, Mailsham’ın düzenini ve organ bağışının nasıl işlendiğiyle alakalı kısımları okuyoruz. İkinci ve üçüncü kısımda ise sırasıyla birinci kısmın devamını ve ikinci kısmın devamını okumaktayız: ‘’Sürprizbozan(spoiler)’’ olmaması için bu kısımları yazmak istemedim ancak alt kısımlarda sinirlendiğim kısımlara yer verdiğimi baştan söylemek isterim ki ona göre yorumumu incelemeniz daha doğru olur. Kitabı başta okurken beğenmiştim ama anlatılanların bir kısmı açıklanmadığından bazı kısımları anlamak için sayfaları tekrar tekrar okumak zorunda kaldım. Yazarın vermek istediği mesajların altı doldurulmadığından verilmek istenen mesajlar havada kalmış. Son derece sade bir dille yazılan bu eserde doğru düzgün altını çizebileceğim cümle yoktu. Başlangıçta kitabın yavaş gitmesinin sebebini çeviriye bağladım ancak birkaç Japon yorumcuya göre bu kitabın özelliğinin konusu itibarıyla durağan olmasıymış. Arkadaşım, arka kapak yazısı okuduğunda kitapta bir dram olduğu seziliyor ancak bu kadar drama gerek var mıydı? Hailsham’daki sırların açığa çıkmasını merakla beklerken pat başka konular açıldı ve kendimi farklı bir olayı okurken buldum. Her böyle olduğunda küçücük heyecanım yerle bir oldu. Bunun yanında ana karakterimiz Kathy, bazı kısımlarda ‘’kıymetli’’ düşüncelerini belirtmekten geri kalmadığından kendinizi anı kitabı okuyormuş gibi hissediyorsunuz. Kathy’nin üstüne vazifeymiş gibi birkaç konuda belirttiği saçma sapan düşüncelerini, Ruth’un sebepsiz tavırlarını ve Tommy’nin aptallığını okudukça bunaldım. Yine de sabırla okumaya devam ettim ama kitabı 130. sayfadan sonra 2 hafta boyunca okuyamadım.
Bugün ise (09.02.2025) okumaya yeniden başladım ve kitaba bir şans daha verdim. Önceki sayfaları biraz göz gezdirdikten sonra sinir katsayım yüksek bir şekilde kitabı kaldığım yerden okumaya koyuldum.
(SÜRPRİZ BOZAN BAŞLANGICI)
130’lu sayfalardan sonra olaylar öyle bir noktaya geldi ki resmen mağara hayatından kurtulup ateş yakmaya karar veren bir kavmin yazıyı keşfetmeleriyle beraber ‘’Porno ve seks nedir?’’ sorusuna tahminler yürüterek yanıt vermek ve gelecek kuşaklara miras bırakmak için yazdığı kitabeleri okuyormuş gibi hissettim. Hadi burayı geçtim karakterlerden biri ortada dolaşan dergiler ve tahminler nedeniyle bir yetişkin film yıldızından veyahut kendini pazarlayan insanlardan klonlandığını düşünmeye başladı. (Çünkü kendilerinin fahişelerden, eroinmanlardan, seks düşkünlerinden klonlandığını öğrenmişlerdir.) Oturdu, dergilerdeki kişilerin yüzlerini ‘’Ay, bu ben miyim acaba!’’ diyerek tek tek inceledi ya! Bakın şu noktayı gayet iyi anlıyorum: Klonlanan karakterlerimiz dünyâ hayatından bir haber olarak bu okulda tek bir amaçla eğitim görmüşler. Burada anlaştık ama bizim odaklanmamız gereken bu okulun sırlarıyken ne diye karakterlerin ‘’seks’’ hakkındaki düşüncelerini ‘’paylaştığı’’ kısımları okumak zorunda bırakıldık biz okurlar? Ben bunun cevabını istiyorum, olay bu! Hadi yine tamam, artık nasıl bir fanteziyse karakterler organ bağışçısı olarak klonlanmışlar, içlerinde başarılı olanlar bakıcı olacak ve bu konuda eğitiliyorlar hâliyle bazı olayları merak etmeleri gayet normal ama bunlar hiç mi bitâp düşmezler? Yaklaşık 20 sayfa boyunca seks konuşuldu.
(SÜRPRİZBOZAN BİTİŞ.)
Allah’tan karakterlerin okul dışındaki başka aktiviteleri olduğu anlatılmış yoksa bi’ 100 sayfa kadar (kitabın neredeyse yarısı ediyor) karakterlerin seks hakkındaki düşüncelerini okuyor olurduk. Bazı yerlerde o kadar aptal düşünceler okuyorsunuz ki resmen hayatınızı ve bu kitabı neden okuduğunuzu sorgulamak zorunda kalıyorsunuz. Son kısımda olaylar daha anlaşılır ve heyecanlı olmaya başlasa da iş işten geçti çünkü kitabın okuru ben olunca geçmiş sayfalardaki eksikleri göz ardı etmem mümkün değildi. Tüm metin boyunca yerdiğim ikinci kısımda okuldan ayrıldıkları süreçten sonra bize aktarılan saçmalıkları, üçüncü kısımda ise olayların daha da garipleştiği ama heyecanın dorukta olduğu kısımları okuyoruz. Kitap kendi içinde ‘’gençlik’’, ‘’yetişkinliğe ilk adım’’ ve ‘’yetişkinlik’’ olmak üzere üç bölüme ayrılmış gibi geldi, her ne kadar bölümlerde zaman kavramı muğlak kalsa da durum bundan ibaret.
İnanın ne okuduğumu ben de bilmiyorum. Ortada bir emek görsem yemin ederim kitabı bu kadar yermezdim ancak ortada Nobel Edebiyat Ödülü almış bir yazarın kurguladığı bir eser olduğunu düşünmüyorum. Okurken kafamı karıştıran kısım gelecek-geçmiş tezâtlığından ziyâde olayların başta sabit ilerleyip daha sonra birden tıkandığını ve farklı konuya geçilmesiydi. Bunun dışında anlatımının son derece sade ama bi’ o kadar da bulanık olduğunu söylemeden edemeyeceğim. Yorumumda ağırlıklı olarak olayların birbiriyle bağlantısının alakasız olduğu belirtmiştim, bunu tekrar söylememde zarar yoktur diye düşünüyorum. Kısaca: Nobel Edebiyat Ödülü almış bir yazarın konuyu mükemmel bir şekilde belirleyip saçma sapan bir şekilde kurguladığını ve cânım konuyu nasıl batırdığını okudum. Kitabı ‘’rezillik’’ten ziyâde ‘’koca bir hayal kırıklığı’’ olarak tanımlamak yerinde bir tanım olacaktır.
Tavsiye eder miyim? Benim dışında birkaç arkadaşın daha yorumunu okumanız sizin için iyi olacaktır. Ben yapmadım, siz yapın. :)
Özetle: Nobel Ödüllü bir yazarın elinden çıkan kitap bu mu olmalıydı?