Puan vermedi·96 syf.··
2025 21. kitabı
Kitabın en başında çok ince duyarlılıkta bir öykü karşılıyor okuyucuyu. Bir insan diğerini nasıl güzel sever diye sorsalar, herkes kendince bir yanıt verir vermesine de, kimsenin aklına doğuştan dilsiz olduğunu öğrendiğinde, kendisinin de konuşmama kararı alacak kadar olabileceği gelmez sanırım. Çocuk aklı işte belki de. Yetişkinlerin sevme şekli farklı zira. Çocukluğun renk tonları ne kadar göze hoş geliyor. Okudukça içine giriyorum öykülerin daha da. Mesela artık nerede meyveli gazoz görsem artık aklıma evlerine gelen televizyona Mevlüt ismini koyan çocuk gelecek. Osman olsun diyemezdi. Çünkü ağlardı annesi. Diğer yandan Berke’nin renkli bilyeleri, Cemile’nin cam göbeği gözleri ve artık televizyon olmayınca kapıyı eskisi gibi çalmayan komşuları… Çocuklar ne güzel seviyor birbirini. Ne demiştim az önce, yetişkinlerin sevme şekli farklı. İşte beni destekleyen bir öykü daha. O farklılığın içini hüzün dolduruyor sanki daha çok ama bu şimdi konumuz değil. Çocuklar çok güzel seviyor birbirini. Peki ya “Öteki” … Nedir öteki? Ben kavramından yola çıkarak, ben’den farklı olanı kategorilerin en yaralayıcısı olarak ayırdığımız bir katman. Kaşıdıkça kanayan bir yara gibi. Geçse de izi mutlaka kalan. Gösterişli bir yapının rutubetlenmiş bodrum katı gibi… Görmezden geldikçe, yapıyı aslında içten içe çürüten…Yaşamda insanın insandan başka düşmanı olmamış ki zaten. Öteki’yi öteden alıp yanı başına koymadıkça, bitmez bu mücadele. Yazar her öykünün içinde toplumsal yapıyı da hissettiriyor. Okurken alt başlıklar açtım hep. Sonra baktım zihnimin içinde sayfalarca “İçindekiler” kısmı oluşuyor, çok uzaklaşma dedim. Dönmek zaman alacak. Sonra yazar okuyucuyu Parça Tesiri öyküsü ile öyle bir sarsıyor ki, cam kapıyı görmeyip şiddetli bir çarpma anı düşünmüş olacak ki okuyucu için öyle bir ‘son’ hazırlamış. Hala üzerimdeki cam kırıklarını temizliyorum. Halbuki öykünün gidişatından emindim. O son cümle ile kalbinize oturan kaya parçasını kitabın sonuna kadar taşıyorsunuz. Okuyucuya bu kadarı az deyip bir de Yedi Nokta İki ile sarsıyor yazar. Az önceki öyküden daha yeni ayağa kalkmıştım oysa. İnsan şimdi her birini anlatmak istiyor. Sanki eksik olanların gönlü kalacak gibi. Öykü bunlar belli olmaz, bir bakmışsınız kırılmışlar size. Ama ben yine de o kadar dostluğumuz oldu deyip köşeme çekiliyorum. Anlayanı bol olsun umarım. On bir öykü… On bir yeryüzü gibi… Belki de on bir anahtar deliği, içlerine gizlice baktığımız. Çünkü öykü karakterlerinin kendilerini okuduğumuzdan haberi yok sonuçta, öyle değil mi? “ Acısının ardına düşmüş insanlar yürüyüşünden belli olur da oradan tanırım.”
Edebiyat
Parça TesiriOnur Akbaba · Metinlerarası Yayıncılık · 202518 okunma
·
143 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.