8/10
·120 syf.··
2025 52. kitabı
·
5 saatte okudu
·
Okunma: 10 Şubat 2025 17:23
Osamu Dazai'dan okuduğum ilk eser İnsanlığımı Yitirirken oldu. Çok ama çok güzel buldum. Bunun sebebi de kesinlikle kendimden birçok şey bulmuş olmam ve yalnız olmadığımı hissetmem oldu. Bunu Sabahattin Ali romanlarında da seviyorum. Bana yalnız olmadığımı, ne kadar saçma ve kötü düşünsem de tek olmadığımı hissettiren yazarlarla ayrı bir bağ kuruyorum. İşte bu kitap da tam olarak öyle bir kitaptı! Osamu Dazai'ın yazmış olduğu otobiyografik bir roman olması da kitaba ayrı bir çekicilik katıyordu tabii. Onun kendi yaşamını ve yalnız olmadığımızı hissettiren düşüncelerini okurken etkilenmemem mümkün olmadı. Kitabımızda ana karakterimiz insanlardan nefret eden, onları sevmeyen, onlara asla güvenmeyen, mutluluk kavramının nasıl bir kavram olduğunu bilmeyen ancak çevresine gülücükler saçarak kendisi haricinde herkesi güldürebilen şaklaban bir insan olduğunu düşünen mutsuz bir karakter. Kendisini şaklaban olarak tanımlıyor çünkü yapmak istemediği hâlde sahtecikten birçok şey yapıyor. Çevresi dolu olsa da içi yalnız. Popüler olsa da o sanki kendi içinde yok gibi. Mutlu olup herkesi güldürse ve bu özelliğiyle çevresindekiler onu tanısa bile mutluluğu asla bilmeyen ve içinde mutsuz olan bir karakter. Pek çok şey yapıyor, pek çok şey yaşıyor ancak her seferinde yine mutsuzluğun kucağına düşüyor. Tam kurtulacağım herhalde dediği anda yine kendisini eskisi gibi, hata eskisinden daha beter buluyor. Ana karakterimizin düşünceleri gerçekten çok doğru. Onun pek çok düşüncesi benim de düşüncem. İnsanlar hakkında düşündüklerim birebir aynı. Çeviri güzeldi. Kitap da oldukça akıcı ve sürükleyiciydi. Hızlı bir şekilde bitti. Okumanızı kesinlikle tavsiye ederim. Belki siz de yalnız olmadığınızı bu satırları okuduğunuzda hisseder ve terapi almış gibi olursunuz. Son olarak kitaptan beğendiğim birkaç alıntıyı sizlerle paylaşarak yazımı sonlandırmak istiyorum. ~ Zayıf insanlar mutluluktan bile korkarlar. İplikle bile yaralanırlar. Bazen, mutluluk da insanları yaralayabilir. ~ Dışarıya karşı, sürekli gülümseyen yüzümü gösterirken, iç dünyam ölüydü. İşte bu, bin derdi tek bir saç teliyle taşımak gibi, yağa ter karıştırmak gibi bir çabaydı. ~ Sanki on belayı sırtımda taşıyordum da, bunlardan birini bile yanımdaki insan üstlenecek olsa, o tek bir bela bile onun canına mal olacakmış gibi gelirdi. ~ Sanki sadece ben farklıymışım gibi tedirginlik ve korkuya kapılıyorum. Çevremdekilerle neredeyse hiç konuşamıyorum. Neyi, nasıl söylemeliyim, bilmiyorum. ~ Her kim olursa olsun insanın eleştirilerine, azarına maruz kaldığında kendini iyi hissetmeyebilir. Ama ben, o kızan insanların yüzünde aslanlardan, timsahlardan, ejderhalardan daha korkunç bir hayvanın gerçek doğasını görürdüm. ~ İnsanların karşısında hep korkuyla ürpererek titrer, yine bir insan olarak kendi konuşma ve tavırlarımda bir parça bile kendime güvenim olmaz ve sadece kendime ait gerginliğimi göğsümdeki küçük bir kutuya kapatır, o çökkünlüğü ve siniri iyice gizler, tamamen safdilli bir rahatlığa bürünürdüm. Böylece bir şaklaban, bir tuhaf insan haline gelmem, an be an tamamlanmış oldu. ~ İnsanlara şikâyet etmek. Bu yola asla güvenmiyordum. Babama şikâyet etsem, anneme şikâyet etsem, hatta polise şikâyet etsem bile, sonuçta görmüş geçirmiş bir insanın herkese güzel gelecek sözleri ile karşılaşırdım herhalde. ~ Oyuncular için rol yapmanın en zor olduğu yer, kendi memleketlerinin tiyatrosunda hısım akrabanın hep bir arada olduğu yerdir. En usta aktör için bile, yaptığı iş rol olmaktan çıkar. ...
1000Kitap
İnsanlığımı YitirirkenOsamu Dazai · Karakutu Yayınları · 200660,3bin okunma
·
76 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.