Kitabımız 4 öyküden oluşuyor. İlk öykü kitabın da ismi olan "Mürebbiye"dir. Yıllardır bir aile evinde mürebbiyelik yapan kadın son zamanlarda evin çocuklarıyla daha az ilgilenmeye başlamıştır. Biri büyük, diğeri küçük kız çocukları bu durumu fark eder ve bunu araştırmaya başlarlar. Bir süre sonra kuzenleri olan Otto'yla mürebbiye arasında gizli bir ilişki olduğunu anlarlar. Daha sonra çocukların annesi de bunu fark eder. Mürebbiyeyi çağırır ve onun artık bu evde mürebbiyelik yapamayacağını söyler. Çocuklar çok üzülür ve ona gitmeden önce bir çiçek almaya karar verirler. Ancak çocuklar sabah kalktıklarında mürebbiyelerinin gittiğini görürler. O gün abla ve kız kardeş birbirleriyle konuşmadan derin bir hüzüne kapıldılar. Gün sonunda ise birbirlerine sarılarak ve ağlayarak uykuya daldılar. İkinci öykü "Yaz Novellası"dır. Como Gölü'ne tatile gelen kahramanımızın yaşlı bir adam ilgisini çeker ve sohbet ederler. Yaşlı adam geçen sene de burada olduğunu söyler ve anısını anlatmaya başlar. Biri büyük, diğeri daha küçük bir kadın ve aralarında genç bir kız vardır. Yaşlı adam genç kızın iki kadından birinin kızı olduğunu düşünür. Genç kız yaşlı adamın ilgisini çeker ve genç kıza bir âşıkmış gibi mektup yazmaya başlar. Genç kız mektubu okur ve heyecanla etrafına bakar. Bir gün yaşlı adam kendini tren garından inecekmiş gibi gösteren bir mektup yazar. Genç kız da tren garına gider ve genç bir delikanlıyı mektup yazan kişi sanar. Delikanlı da genç kızın ona baktığını görünce ondan etkilenir. Genç kız utangaçtır ve geri döner. Delikanlı onun peşinden gider, ancak genç kız gittiği yönde biri annesi olan iki kadınla karşılaşır. Delikanlı maalesef genç kızla tanışamaz. Yaşlı adam bu işin sonunun iyi bitmeyeceğine karar verir. Ancak mektup yazmaya devam etme isteği sürmektedir. Derken genç kız o günden sonra iki kadınla beraber otelden ayrılır. Yaşlı adamın gönül eğlendirmesi yarıda kalır. Yaşlı adam hikâyeyi anlattığı kişiye bundan iyi bir novella olabileceğini söyler. Kahramanımız da mektubu yazan orta yaşlı beyefendinin hikâyesini sonuca bağlaması halinde iyi bir novella olabileceğini ifade eder. Üçüncü öykü "Geç Ödenen Borç"dur. Margaret eski dostu Ellen'a bir mektup yazar. Margaret yoğun bir dönem geçirmiştir. Kocası onun 2 haftalığına tek başına, insanlardan uzak zaman geçirmesi tavsiyesinde bulunur. Margaret'ın aklına dağlık alanda bulunan otel gelir. Doğa içinde huzurlu bir yerdir. Otel barında oturan insanlar sessiz ve kendi halindedir. Bir gün Margaret otel barında otururken bara bağırarak konuşan biri girer. İçeridekiler ondan hoşlanmaz. Çok konuşan biridir. Margaret bar görevlisi kadına onun kim olduğunu sorar. Kadın onun adının Peter Sturzentaler olduğunu söyler. Margaret çok şaşırır. Bu adam Margaret'in ve dostu Ellen'in 16'lı yaşlarda hayranlık duydukları ünlü tiyatro oyuncusudur. Margaret'in Ellen'a itirafı ve hayatının dönüm noktası olduğunu düşündüğü hikâye burada başlar. Bir gün Peter'in tiyatro müdürünün karısına sarkıntılık yaptığı iddiası ortaya atılır. Müdür de Peter'i kovma kararı alır. Ancak son kez tiyatroda sahne alacaktır. Margaret bu duruma kahrolur. Anne babası bu durumu fark eder ve Margaret'in tiyatroya gitmesini yasaklar. Margaret ise evden kaçar ve Peter'in evine gider. Ona yalvarır. O anda Peter istese genç kıza sahip olabilirdi. Ancak Peter öyle yapmadı ve hizmetçisinden kıza dışarı kadar refakat etmesini istedi. Margaret şimdi Peter'a olan borcunu ödeyecekti. Peter'in yanına gitti ve yüksek sesle onun ünlü tiyatro oyuncusu olup olmadığını sordu ve Peter olumlu yanıt verdi. Etrafındaki kişiler de bunu duyunca Peter'a saygı duymaya başladılar. O günden sonra Peter'a saygı duyulmaya başlandı. Margaret böylece borcunu ödemiş oldu. Margaret tatilinin 3. günü eve döndü. Kocası oldukça şaşırdı. Margaret ise yaptığı iyiliği anlattı ve bunun onu da mutlu ettiğini söyledi. Dördüncü öykü "Kadın ve Yeryüzü"dür. Kahramanımız uzun süredir yağmurun yağmadığı bir Ağustos ayında yine hasretle yağmuru bekler. Arkasından bir kız da yağmur yağmasını dilemektedir. Havada kapanma meydana gelir. Hafif bir yağmur çiseler, ancak devamı gelmez. Kahramanımız bu duruma oldukça sinirlenir. Daha sonra akşam yemeği çanı çalar. Ancak kahramanımız bunaltıcı sıcaktan dolayı hiçbir şey yapmak istemezse de yemek yemeye gider. İçeride herkes sıcak yokmuş gibi mutlu davranışlar sergiler. Bir tek kendisi, ve ailesiyle beraber olan, gündüz gördüğü o kız mutsuzdur. Kahramanımız dışarıda yağmurun yağmasını bekler. Ancak hiçbir şey olmaz. Sinirle odasına çıkar. Gündüz gördüğü kızın odasında olduğunu görür. Ona yaklaşır ve bunalmışlığını onunla gidermeye çalışır. Ancak kız uykudadır. Uyandırmaya çalışıp öyle devam etmek ister. Dışarıda ise yağmur yağmaya başlar. Kız uyanır ve çığlık atar. Nerede olduğunu sorar. Kahramanımız onu sakinleştirmeye çalışsa da başarılı olamaz. Kız kendini dışarı atar. Kahramanımıza bu yaşadıkları rüya gibi gelir ve yağmur eşliğinde uykuya dalar. Uyandığında her şey eskisi gibidir. Bunaltıcı sıcak devam eder. Aşağı indiğinde kızı ailesiyle beraber mutlu şekilde görür. Gözlerini ona diker. Kız da bir süre sonra ona bakar, tanımaya çalışır. Fakat bir süre sonra gözlerini ondan çeker ve tanımadığı anlaşılır. Kahramanımız o an gökyüzü ve yeryüzü gibi birbirlerine ne kadar uzak olduklarını anlar. Ve kitabımız sona erer. Kitaba puanım 10 üzerinden 8.
Alıntılar: Oysa ben mucizevi bir şey göremiyordum. İnsana mutluluk kadar sağlık katan bir şey yoktur ve en büyük mutluluk da başka bir insanı mutlu etmektir (Sf. 57).