·256 syf.····Okunma: 20 Ocak 2018 11:22 Hasan Ali Toptaş’ın okuduğum ilk romanıydı. İşin açıkçası kitabı hiç beğenmedim. Yazarın başından büyük bir işe kalkıştığını ve romanın sonuna doğru bocalayıp hikayeyi mahvettiğini düşünüyorum. Tüm roman boyunca gereksiz ve kendini hep tekrar eden benzetmeler, yakıştırmalar kitabın havasını bozuyor. Bu şekildeki bir romana edebiyat kokan bir dil bence yakışmamış.İşin açıkçası felsefi bir metin mi denemiş , yoksa bir roman mı yazmış anlamadım.Oysa bu farkı okurun en başta anlaması gerekir. Gerçekle hayalin karıştığı bir hikayeyi bu kadar karakterle bu kadar olay ile belli bir çizgide tutamazsın. O hikaye şaşar ve istediğini okuyucuya vermez.ayrıca Kitap içinde o kadar çok “ bilmiyordu, olabilirdi, belki vs.. “ gibi tamlamalar geçiyorki zaten zamandan bağımsız olan bir hikayeyi iyice çekilmez kılıyor. Yazarın bu kadar emin olmadığı yerde okuyucu vermek istediği mesajı nasıl alsın? Zaten kitabın bir mesajı olduğunu da düşünmüyorum.Yazar edebi bir metinle birlikte birşeyler denemiş ama başarısız olmuş.Örneğin kitapta en az 10 kere “zifiri tespihin şıklatılmasını” okudum...Yazarın başka bir kitabını okumayı düşünmüyorum.