·199 syf.··Beğendi
···Okunma: 08 Şubat 2025 11:50 “Gerçek daima günün birinde ortaya çıkar, hatta bazen yıllar sonra..”
Adalet yerini bulana kadar bazen kimileri haksızlıklarla yüzleşmek zorundadır. Asıl suçu olan kişiler kendini haklı çıkarırken, masumlar işlemedikleri suçun cezasını çekmek zorunda kalır. Yine de, adalet öyle ya da böyle bir gün yerini bulur ve gerçekler eninde sonunda açığa çıkar.
Ressam Amyas Crale'in zehirlenerek öldürülmüş ve yapılan soruşturmalar sonucunda cinayetin sorumlusu Caroline Crale olarak belirlenmiş ve dava bu şekilde kapatılmıştır. Artık hayatta olmayan Caroline Crale katil kimliğiyle hatırlanmaya devam etmektedir. Ancak bu vakadan 16 yıl sonra Crale çiftinin kızı Carla, bu davayı tekrar gün yüzüne çıkartmaya karar verir. Cinayet işlendiği zamanlar 5 yaşında olan Carla, 21 yaşına geldiğinde bu olayın hâlâ içinde bir yara olarak kaldığını ve 16 yıl önce bu davanın gerçek sonucuna ulaşılmadığını öne sürerek konuyu tekrar gündeme getirir. Annesinin tamamen iftiraya maruz kaldığını düşünen Carla, babasını kimin öldürdüğünü öğrenmek isteyerek adaleti sağlamak için dedektif Hercule Poirot ile durumu görüşür.
Agatha Christie romanlarının pek çok hikâyesinde davalarda asıl suçluyu gün yüzüne çıkaran ve olayların detaylarını müthiş zekâsıyla gözler önüne seren Hercule Poirot bu defa geçmişte kalmış bir olayı açığa çıkartmaya çalışmaktadır. İçinde bulunduğumuz anlarda ortada deliller mevcutken, şüphelilerle daha rahat bir iletişim kurma olanağı varken dosyası kapanmış bir davayı tekrar gün yüzüne çıkartmak pek kolay değildir. Hercule Poirot için de bu durum göründüğünden zor da olsa dedektifimiz yine çevresindeki eleştirilere, söylentilere kanmayarak davayı üstlenmeye karar verip gerçekleri açıklığa kavuşturmak için kolları sıvıyor.
Agatha Christie ile daha küçük yaşlarda tanışma fırsatı bulduğum için kendimi gerçekten şanslı hissediyorum. Okuma alışkanlığı kazanmamda polisiye romanların çok büyük bir etkisi var ve bu türe başlamam da Christie'nin cinayet hikâyelerine dayanıyor. Şu ana kadar kaç hikâyesini okudum bilmiyorum ama her hikâyesi anlatımı, karakterleri ve olayıyla beni içine çektiğinden konusuna bakmadan her kitabına seveceğime emin olarak başlıyorum.
Bu hikâye daha önce okuduğum Agatha Christie hikâyelerinden biraz daha farklı olarak geçmişte kapanmış bir davayı ele aldığı için ayrıca hoşuma gitti. Kitabın isminin çocuk tekerlemesiyle bağlantı kurulması da ayrı güzel bir detaydı. Daha önce okuduğum pek çok hikâyesi olduğundan sonu aşırı şaşırtıcı bir şekilde bitmedi benim için, az çok tahminim vardı. Yine de keyif alarak okudum. 16 yıl öncesiyle günümüz arasında kıyaslama yapmak, zamanda yolculuğa çıkmak gibi hissettirdi bir noktada. Ayrıca Hercule Poirot karakterini ve güçlü tutumunu çok seviyorum. Bu davayı onun ele alması da ayrıca keyif vericiydi.
Daha önce hiç Agatha Christie ya da polisiye okumadıysanız herhangi bir kitabından başlayabilirsiniz. Hepsinin kendi çapında güzel bir hikâye olduğunu düşünüyorum. Ben ilk kez 13 yaşımdayken okumaya başlamıştım kendisini ve bana ağır gelen, beni sıkan bir yönü olmamıştı. Bu yüzden geniş bir yaş kitlesine hitap edebilecek bir yazar olduğunu düşünüyorum ve gönül rahatlığıyla kendisine şans verebilirsiniz.