Bir insanın fikri rüşdüne yirmi yaşında erdiği kabul edilse ve bu adam yirmi yaşından itibaren cehd ve sebat etse de her on beş günde bir kitap okuyup bitirse ... Ki bunu hiç azımsamamalıdır, zira, malum ya, herkesin işi, derdi yahut eğlencesi arasında kitap okumaya tahsis edebileceği zaman bittabi mahduttur. Kitapların hepsi de şiir, hikaye ve roman gibi eserler değildir, hoş, bunların iyileri bile, iyice anlaşılmak için öyle kolay kolay okunup geçilmez ya, neyse! Mesela büyük bir şairin divanı eş'arını iyice anlayarak okuyup hatmetmek için bir ömür lazım gelebilir, o da başka! Lakin asıl okunacak olan ilmi, felsefi, tarihi eserlerin çoğu büyük kıt'adadır, on beş günde bile bitirilemez. Ancak bu adam, azmini gevşetmese, yaz kış demese, hele hiç hasta olmasa, hiç seyahat etmese, tatil nedir bilmese, hulasa hiç bir manii çıkmasa da nadir görülür bir sadakatle mütalaasına bu minval üzere devam edebilse, irili ufaklı, üstüste on beş günde bir kitap, ayda iki kitap, senede yirmi dört kitap hatmetse, böyle arka arkaya tam kırk sene okumakta devam edip kendisi de altmış yaşını ikmal ettikden sonra, bu kırkıncı mütalaa senesinin sonunda kaç kitap okumuş olur bilir misiniz? Bin tane bile değil, ancak 960 kitap! Hakikaten şaşılacak kadar çok okuyanlar dünyaya okumak ve yazmak için gelmiş olan halis meraklılar, ilim ve yazı adamlarıdır. Yoksa kütüphanelerine yalnız sahifelerini kestikleri kitapları dolduran gösteriş meraklılariyle binlerce kitap okumuş olduklarını söyleyen cahiller bertaraf, mutedil bir okuma tarziyle vasati bir ömür içinde okunulan kitapların adedi bine varmaz! 960 tanesi okursak yine bize ne mutlu! Bu da herkese nasip olur nimet değildir!