Eh fena değildi ama çok farklı bir şey yoktu. Fazla klasikti. Sevecen melek gibi bir kız ve dobra kaba erkek. Bize defalarca bunun tersi olduğu anlatılmaya çalışınıyor ama değil işte. Tavırları karakterleri felan her şey çok iticiydi.
Kızın yanında kızın gerçekten ne istediğini anlayan ve iyiliğini düşünen bir kişi de olmaz mı ya. Charles desen zaten yılanın ve şerefsizliğin vücut bulmuş hali, Jason desen ayrı değişik bi kafa. Sağı solu belli değil. Victoria gibi salak biri anca bu adamı severdi zaten.
Aşkları çok yüzeysel ve bir boştu. Tutkulu ama boş. Aralarındaki duygusal olması gereken ama olmayan sahneler bana o kadar geçmedi ki. Şu Andrw ile sevip kavuşmama ile bir kitap yazılsa yemin ederim daha güzel olurmuş. Kızın Andrew a karşı hissettiği o saf aşkı Jasona karşı hissetmiyor bence. Biraz zorunluluktan oldu her şey. Zorunlu olarak evlendi ki çok saçmaydı. Boşanmak istedi olmadı. Baktı elinde sadece bu var ve yazık üzücü bir geçmişi olmuş ne yapcaz sevecez artık yapacak bir şey yok der gibi bir vibe vardı kitapta. Yani Andrew ve Victoria o kadar tatlı bir çift olurdu ki. Andrew a zaten bayıldım. Defalarca korkak ve pısırık diye bahsediliyor ama Jason kız ayaklarına kapanık defalarca aşkını itiraf etmesine rağmen bile kızı hala sevmeye korkuyordu. Asıl korkaklık buradaydı işte. Aralarındaki aşk için hep kız çabaladı kız 10 adım atıyor bakıyor adamdan tepki yok bir adım geri gidiyor ve adam kuduruyor olay çıkaıyor bağırıyor. Yemin ederim olgunlaşmamış çocuk gibiydi.
Kızın istediği sade mutlu bir hayatiken tam tersi bir hayatı oluyor. Ben bile okurken sinirlendim, kızın istediği yada umduğu kimsenin umrunda değil herkes kendince onun için neyin iyi olduğunu karar vermiş ve kızı aldatmak için her şeyi yapıyorlar ve bu salakta üç sayfa sonra hiçbir şey olmamış gibi davranıyor.
Bir de büyükanne. Kafadan gidik belli ki. Kızının hayatını karartmış şimdi de torununu reddederek aileden olmayan yabancı bir adamın eline vererek kızı tek başına parasız pulsuz ve sahipsiz bırakıyor. Büyükanne mi düşman mı belli değil.
Victoria bu kadar saf ve salak olmasa kesin depresona girer, bu benim istediğim hayat değil, neden her şey böyle oldu diye. Kız Andrew’ı seviyorum dese hayır sevmiyorsun diyolar, gelicek diyor, hayor gelmeyecek diyorlar. Tam kafayı yemelik ortam. Kızın etrafındaki herkes melek yüzlü şeytan. Charles. Charles. Charles.
Birde şu doktorumsuluk olayı. Kadının babasının yanında doktorluk yaptığını defalarca okuyoruz ama tek bahsi geçen olay elin adamına macun yapıp diş ağrısını geçirmesi. Ha birde ok atabiliyor, balık gibi yüzüyor, harika at sürüyor, harika iyileştirme yetenekleri var… ne ararsanız var kısacası. Yazar kızı abartacağım diyerek fazla gaza gelmiş herhalde. Kız herşeyi yapabiliyor, her şeyde mükemmel ve bu durum bir zaman sonra kusturuyor gerçekten.
Birde en anlamadığım olay, evlendikten sonra Jason metresine gitti mi gitmedi mi, sürücü gitti oradaydık ama içeride ne yaptılar bilmiyorum diyor başka yerde balodaki kadının başka biri olduğu ve metresi olmadığı ima ediliyor. Yani ya ben orayı kaçırdım yada biraz belirsiz kaldı oralar.
Hep kötü yanlarını yazmışım bir iyi yanı ekliyim bari, yazar genel olarak olayları hızlı anlatıyor yani bir olay üzerinde kalıp okuyucuyu sıkmıyor zaten bu kitabı katlanılabilir yapan da buydu.
Kısacası daha önce bu tarz kitaplar okuduysanız: 6/10
İlk defa bu tarz bir kitap okuduysanız: 8/10