Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu
6/10
·68 syf.··
2025 20. kitabı
Stefan Zweig’in bu kitabı beni en çok rahatsız eden eserlerinden biri oldu. Kendi içinde çok etkileyici, duygusal ve sarsıcı bir hikâye barındırsa da, benim için aşkın en tehlikeli boyutlarından birini anlatıyor: Takıntı. Kitap, adını bile bilmediğimiz bir kadının, hayatı boyunca bir adamı saplantılı bir şekilde sevmesini konu alıyor. Kadın, adamla sadece birkaç kez karşılaşmış olmasına rağmen, onu tüm hayatının merkezine koyuyor, onun için yaşıyor ve hatta onun haberi bile olmadan çocuğunu doğurup büyütüyor. Birini bu kadar karşılıksız, bu kadar çaresizce sevmek, gerçekten sevgi mi? Yoksa tamamen kendini yok eden bir saplantı mı? Kitabı okurken bu kadına üzülmekle, ona sinirlenmek arasında gidip geldim. Çünkü sevgi, insanın kendisini yok etmesi anlamına gelmemeli. Beni en çok rahatsız eden şey, onun bu adam için her şeyini feda etmesi, ama adamın onun varlığından bile habersiz olmasıydı. Burada büyük bir dengesizlik var. Gerçek aşk, bir insanı böylesine tüketen bir şey olmamalı. Zweig’in anlatımı her zamanki gibi muhteşem. O duygusal yoğunluğu öyle güzel işliyor ki, kitap bittiğinde bir süre kendime gelemedim. Ama bu hikâyeyi romantik bulmadım. Bana göre bu, aşkın en tehlikeli ve en sağlıksız hâllerinden biri.
Edebiyat
Bilinmeyen Bir Kadının MektubuStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2022266,6bin okunma
·
32 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.