Bu atmosferi en iyi anlatan, Ahmet Hamdi Tanpınar ’ın Huzur romanındaki şu satırlar benzetmekteyim:
“İstanbul’un fethiyle beraber, Bizans rüyası da, ona mahsus çehre de bitti. Fakat bu sonuncu, suların içinde yükselen minyatür kulede hâlâ devam ediyor. Bir vakitler bu kuleye bakınca Bizans’ı, ondan kalan hatıraları düşünürdüm. Şimdi yalnız suyu, bulutları, rüzgârı, deniz kuşlarını, yani her gün biraz daha büyüyen yalnızlığımı düşünüyorum.”