·160 syf.··Beğendi
···Okunma: 16 Şubat 2025 15:04 Selamlar!!!
Yazarların mektuplarından derlenen kitapları okumayı hep çok sevmişimdir. Çünkü bu vesileyle yazarları daha yakından tanıyorum ve eserlerini okurken daha iyi anlamdırıyorum.
Bu eser de yine bu umutla başladığım ve sonuna kadar isteklerimi karşılayan bir kitaptı.
Eğer siz de bu tarz kitaplar okumayı seviyorsanız mutlaka bir bakın derim.
Kuyucaklı Yusuf, Kürk Mantolu Madonna, İçimizdeki Şeytan üçlüsünü okuduktan sonra Sabahattin Ali'ye ve eserlerine hayran kalmıştım ama mektuplarını okuduktan sonra daha da bir sevdim.
Kitapta, eşi Aliye'ye ve kızı Filiz'e yazdığı mektuplar yer alıyor. Mektupları okurken hem ne kadar iyi bir eş, ne kadar iyi bir baba olduğunu anlıyoruz hem de zevkle okuduğumuz eserlerini ne zorluklarla yazmış olduğunu fark ediyoruz.
O dönemde çok fakirlikler çekmiş eserlerini zar zor yayınlamış. Basımını yaptığı kitaplarından gelen cüzi miktardaki gelirle de geçimini sağlamış.
Ayrıca eserlerinde hatta daha çok dergilerinde kullandığı bazı kelimelerden dolayı bir çok kez hakaret davalarında yargılanmış bazen de tutuklanmış.
( Örneğin:
Sabahattin Ali, "Markopaşa’nın" 10 Şubat 1947 tarihli 10. sayısında yayımlanan “Biliyor musunuz?” başlıklı yazıdan dolayı Falih Rıfkı Atay’a hakaretten üç ay hüküm giymiştir.)
Elbette Sabahattin Ali'yle ilgili yapmış olduğum bu kadarcık okumayla onun hakkında kesin bilgilere ulaşmam mümkün değil ancak anladığım kadarıyla çok iyi yürekli, merhametli biriymiş. Ayrıca eşine ve kızına da çok kibar ve anlayışlı davranıyormuş.
Bir de birçok mektubunda kilosundan memnun olmadığından bahsediyor. 1 kilo verdiğinde bile sevinçle eşi Aliye'ye bildiriyor acaba böyle bir takıntısı mı vardı diye düşünmeden edemedim.
Bilenler varsa yazarsa çok sevinirim.
Keyifli okumalar!