John Steinbeck’in Fareler ve İnsanları, beni en çok sarsan kitaplardan biri oldu. Hikâye, Büyük Buhran döneminde geçen bir dostluk ve hayal kırıklığı öyküsü. George ve Lennie, birlikte bir çiftlik sahibi olma hayali kuran iki gezici işçidir. Ama dünya, özellikle de zayıflar için, affetmeyen bir yer.
Lennie, fiziksel olarak güçlü ama zihinsel olarak bir çocuk gibi saf bir adam. Onun bu saflığı, çoğu zaman başına dert açıyor. George ise ona göz kulak oluyor ama bir noktadan sonra, hayatın acımasız gerçekleri, bu dostluğu imkânsız hale getiriyor. Kitabın son bölümleri, okurken mideme bir yumruk yemiş gibi hissettirdi. Bir insanın sevdiği biri için en zor kararı vermesi... İşte o an, Steinbeck’in nasıl bir deha olduğunu bir kez daha anladım.
En üzücü kısım ise Lennie’nin hayallerine sıkı sıkıya sarılmasıydı. Tıpkı bir çocuk gibi, her şeyin güzel olacağına inanıyordu. Ama hayat, ne yazık ki hayaller kadar nazik değil. Kitabı kapattığımda, uzun bir süre boşluğa baktım. Çünkü Steinbeck, insanın içindeki umutla acıyı aynı anda hissettiren nadir yazarlardan biri.