Yasak Aşk, Toplumsal Baskı ve Varoluşsal Sancıları
9/10
·1062 syf.··
Beğendi
·
2025 9. kitabı
·
19 günde okudu
·
Okunma: 18 Şubat 2025 17:26
Son zamanlarda klasiklere inanılmaz bir ilgim var, okumaktan büyük keyif alıyorum ve elim sürekli onlara gidiyor. Hazır bu tutkuyu bulmuşken, uzun zamandır listemde olan Anna Karenina'ya başlamamak olmazdı. Diğer birçok klasik gibi, hikâyeye girmek başta zor oldu, ama bir kez içine çekildiğimde elimden bırakamadım. Kitap boyunca sık sık Dostoyevski ile kıyaslama yaptım. Bunun nedeni belki de Rus edebiyatına olan bakış açımın büyük ölçüde Dostoyevski üzerinden şekillenmiş olmasıydı. Ancak şunu fark ettim: Dostoyevski’nin karakterlerinde derin bir psikolojik çözümleme varken, Tolstoy daha çok toplumsal yapıyı ele alıyor. Birinin karakterlerinin iç dünyasında kaybolurken, diğerinde dönemin Rusya’sına dair geniş bir perspektif sunuyor. Hikâyeye gelirsek, romanın merkezinde iki farklı karakter var: Anna ve Levin. Hayatları bambaşka, bakış açıları da öyle. Anna, dönemin kadın algısını anlatan bir karakter. Tolstoy onu nasıl bir amaçla yazdı bilemiyorum ama ben feminist bir okumaya oldukça açık olduğunu düşündüm. Aynı günahı işleyen iki kişi var ama cezayı çeken hep kadın. Anna’nın aşkı için verdiği mücadele, toplumun ona karşı tavrı ve en sonunda kendi iç dünyasında düştüğü çıkmaz, dönemin kadına biçtiği rollerle doğrudan bağlantılı. Aşk-ı Memnu'daki Bihter gibi, yasak aşkın bedelini en ağır ödeyen yine kadın oldu. Tutku insanı çıkmaza sürüklüyor ama en büyük bedeli ödeyen taraf hep kadın oluyor (hem toplum baskısı hem de kendine dayattığı içsel azap nedeniyle. Levin ise farklı bir yolculuk içinde. O, Tanrı'yı, hayatın anlamını ve insanın varoluşunu sorgulayan bir karakter. Tolstoy’un kendisine benzediği söyleniyor bilmiyorum ama roman boyunca onun içsel çalkantılarını hissediyorsunuz. Sonunda Tanrı’yı kabul ediyor ama bu kabul, akılcı bir temele oturmaktan çok, huzuru bulma ihtiyacına dayanıyor. Sorgulamanın getirdiği bıkkınlık ve bir şeye inanmanın sağladığı rahatlık, Levin’in dönüşümünde önemli bir rol oynuyor. Kitapta beni en çok heyecanlandıran sahnelerden biri, Anna ile Levin’in karşılaşması oldu. Levin’in Anna karşısında büyülenmesi, onun çevresindeki insanlara nasıl bir etki bıraktığını en net şekilde gösterdi. Sonuç olarak, Anna Karenina Tolstoy’a hayranlık duymamı sağlayan bir roman oldu, ama yine de Dostoyevski’nin önüne koyamam. Onun karakterlerinin iç dünyasını daha derin ve çarpıcı buluyorum. Ancak Tolstoy’un hikâye anlatma biçimi, karakterleri ve yarattığı atmosfer kesinlikle etkileyiciydi. Veee klasikleri seviyorum ♡
Edebiyat
Anna KareninaLev Tolstoy · Türkiye İş Bankası Yayınları · 202555,6bin okunma
·
57 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.