Dorian Gray'in PortresiOscar Wilde
Öncelikle, benden profesyonel bir inceleme beklemeyin. Samimi ve içimden gelen, düşüncelerimden bahsedip karakterleri yorumladigim bir inceleme yapmak istiyorum.
Dorian Gray'in Portresi, Oscar Wilde tarafından yazılmış tek romandır. Döneminde eşcinsel unsurlar barındırdığından ötürü yasaklanmış.
Basil Hallward , Dorian Gray adında 17 yaşlarında bir gençle tanışır ve ondan çok etkilenir. Basil, Dorian'ı gözünde tanrılaştırarak sevip yüceltmiştir adeta. Dorian, Basil'in sanatına sanat katan, sanatını güzelleştirip bir dönüm noktasına sebep olan olağanüstü bir güzelliktedir. Ondan öyle çok etkilenirki Dorian'ın portresini çizmek ister. Bir gün Basil, Lord Henry adındaki yakın bir dostunu stüdyosuna davet eder ve laf arasında Dorian'dan bahseder. Henry, Dorian Gray'le tanışmak ister. Çünkü Basil'in anlattığına göre, Dorian Basil'in görüp görebileceği güzel bir yüze, temiz ve kirletilmemiş bir ruha sahiptir.
Henry, Dorian Gray'le Basil aracılığıyla tanışır- her ne kadar basil onlari tanistirmak istemese de- Henry, Dorian'ı görür görmez adeta büyülenir. İlk gördüğü an farketmiştir Dorian'a karşı içinde yeşerecek olan ilginin. Dorian , öyle saf öyle temizdir ki, ruhunun güzelliği adeta yüzüne yansımıştır. Sokakta bir kez bakan dönüp tekrar bakar, güzelliğiyle insanları büyüler.
Henry, Dorian'la ilk tanistigi an güzellikten bahseder ona. Henry'e göre güzellik her şeydir. O olmadan hayatta hiçbir şey olmaz. Güzellik, bir insanın sahip olabileceği en değerli şeydir. Fakât bir gerçek vardır ki, o da güzelliğin kalıcı olmadığıdır. Dorian'a , güzelliğinden her geçen gün bir şeyler eksileceğini, yılların güzelliğini alıp götüreceğini ve her işlediği günahta güzel yüzüne leke sürülüp çirkinleşeceğini söyler. Gençliğin ve gençliğin getirisi olan güzelliğin kıymetli olduğundan bahseder.
Dorian Gray, bu duyduklarından çok etkilenir. Basil Hallward'ın yaptığı portreye öfkeyle bakar, çünkü portre gençtir. Dorian'ın güzelliğini yansıtır. Yıllar geçecek, Dorian yaşlanacak, yüzü kırışacak belki de rengi solacak, ama portreden hiçbir şey eksilmeyecektir. Bunun üzerine Gray, keşke bu portre benim yerime yaşlansa, ben güzelliğimden hiçbir şey kaybetmesem, diye bir dilek diler sesli şekilde. Ruhunu şeytana satmaya hazırdır adeta.
Portreyi kıskanır. Basil, portreyi Dorian'a hediye eder. Ressam olmasına ve sanatının en güzel eseri olan bu portreyi sergilememekte ısrarlıdır.
Dorian Gray, yıllar boyunca günahlar işler. Hatta tek bir iyiliği bile yok diye bilinir. Herkes onu, yaptığı kötü şeylerle tanır fakat Gray'le yüz yüze geldiklerinde onun masum, gencecik yuzunu gorurler. Oylesine saf ve temiz bir yuzdur ki, 36 yaşında olan Gray, 17 yasindaki yuzunden hicbir sey kaybetmemistir.
Cunku, Dorian degil , portresi yaslanmistir. Gray'e baslarda bu durum keyif verici gelir, fakat Yıllar gectikce, gunahlari portredeki surete yansidikca ve isledigi hicbir gunahin cezasini ruhuna cektirmedikce yillar once diledigi dilekten dolayi derin bir pişmanlık duyar.
Portre, Dorian Gray'in işlediği binbir türlü günahtan dolayı öyle çirkinleşmiştirki, Gray herkesten gizlediği portreyi sakladigi odasina gelip portreye zaman zaman baktiginda, bu şeytani yuzun cirkinligine dayanamayip azap ceker.
Epey spoiler verdigim bir inceleme oldu.
Kitapta Lord Henry'nin kadınlara karsi oyle yargilayici ve ustten bakan bir tutumu vardirki, soylemleri beni okurken resmen cildirtti. Bunun haricinde Henry'nin kitap boyunca sık sık yakın dostu Dorian'la konuşması ve herkesinkinden farkli oldugunu dusundugum fikirleri ve dusunce yapisi az da olsa hoşuma gitti. Okumaktan keyif aldigim cogu sahne Henry'nin muzip muzip konustugu yerlerdi.
Basil Hallward hakkinda ne soyleyebilirim pek bilmiyorum. Sıkıcı bir karakterdi bence ama elbette kitapta yeri ayri.
Ve, Dorian Gray. Güzelliği uğruna ruhunu şeytana satmaya hazir olan o karakter. Günahlara boğuldukça boğulan, iyi bir insan olmaya çalişacagini söyleyip kibrinden daha beterlerini yapan ve masumları hayata küstüren o karakter. Güzel ruhunun Henry yüzünden evrim degiştirip mahvolmasını ve tiksindirici bir insana donusmesini okuduk adeta yavas yavas. 17 yaşındaki o masum, temiz çocuktan eser kalmayisi, arkadaş kurbani olup kendi kendini, ruhunu öldürüsu beni uzdu.
Kitabı keyifle okudum, kesinlikle okunmasi gereken özgün icerigi olan icinde her seyi barindiran bir kitap:)) ben sevdim. Keyifli okumalar.