Stefan Zweig'ın yazdığı bu kitap beş ayrı öyküden oluşuyor. Ay Işığı Sokağı, Leporella, Nişan, Leman Gölü Kıyısında Olay, Avare. Tüm hikayelerin alışageldiğimiz üzere akıcı, yalın bir dilde yazılmış olduğunu rahatça söyleyebilirim. Yazarın ilgi çekici olayları dolu dolu, kısa bir şekilde yazmasından olsa gerek okuma sürem boyunca hiç sıkılmadım. Genel olarak beğendiğimi söyleyebilirim fakat eğer yazarla daha önce tanışmamışsanız bu kitapla başlamanızı pek tavsiye etmiyorum. Çünkü diğer kitaplara oranla daha düz ve olağandı. -Yazının bu kısmı spoiler içerebilir. -
Kitaba ismini veren Ay Işığı Sokağı baş karakterimizin Almanya'ya gidecek olan trenini kaçırması üzerine bir gün geçireceği Fransa'nın karmaşasından uzaklaşmak istemesine karşın daldığı ara sokaklardan birinde tanık olduğu iç acıtan bir olayı konu edinmiş. Cimri adamın karısını kaybetmesinden duyduğu üzüntü ve çaresizlik öyle güzel anlatılmış ki adamın iç çekişlerini yüreğimde hissettim. Baş karakterimizle olan konuşmalarını da oldukça beğendim. Son kısmı kaşlarım çatık bir şekilde okudum ve adama ciddi anlamda çok sinirlendim.
İkinci öykü ise, ki bu kuşkusuz Zweig'ın en beğendiğim öykülerinden biri oldu, Leporella. Şehre gelen yabani bir hizmetçi kızın patronuna bağlılığındaki aşırılık ve itaatkarlığından bahsetmekte. O kadar sürükleyici ve etkileciydi ki bir süre etkisinden çıkamadım. Kızın tutkusu adeta elle tutulur bir şekilde kaleme alınmış. Çok, çok beğendim.
Nişan ise yazarın savaş karşıtı, barışçıl kişiliğini, bir çatışma sırasında ormanda kapana kısılan bir albayın üzerinden yansıttığı bir diğer etkileyici öyküydü.
Dördüncü ve beşinci öyküleri geniş bir olay örgüsü barındırmadığından yalnızca konularını yazıp geçmek istiyorum. Leman Gölü Kıyısında Olay asker kaçağı bir adamın hazin sonunu ve Avare ise başaramama duygusunun esiri olmuş bir adamın kendi sonunu hazırlamasından bahsediyor.
Eğer sizi elinize almanızdan itibaren içine çekecek bir kitap arıyorsanız, mutlaka bir göz atın.