·182 syf.····Okunma: 22 Şubat 2025 00:18 Kitabı bitirdim. Ben Hüseyin Rahmi Gürpınar'ı çok seviyorum ya. Kitaplarında 1800'lerin sonu 1900'lerin başı olmasına rağmen "aydın kadın" figürünü güzel işlediğini düşünüyorum. Kendisinden daha önce "Meyhanede Hanımlar, Efsuncu Baba ve Kuyrukluyıldız Altında Bir İzdivaç" okudum. Efsuncu Babayı pek hatırlamıyorum ama diğer ikisinde de feminizm temelleri vardı. Ayrıca kendisinin Türk Edebiyatı için harika bir yazar olduğunu düşünüyorum. Aldatma temasının dışına çıkıp birçok farklı konuda da toplumu çok iyi yansıtıyor. Kitabımıza gelecek olursam:
Dul kalan Fikriye Hanım için birkaç kez evlenmiş ve iki çocuğu bulunan Naşit Nefi Efendi önerilir. Fikriye Hanım bu adamı araştırdığında adamın ilk eşinin hortlayıp Cadı olduğunu duyar ve bu işin aslını astarını öğrenmek için Neşi efendiden boşanan kadının yanına gider.
Tek oturuşta bitecek bir kitap. Oldukça akıcı, cümleler sıkmıyor, olay kendisini merak ettiriyor. Bu kitabı okurken doğaüstü konuları Amerikalı gibi işlemeden tamamen Türk kültürünü içerecek işlemenin çok iyi bir örneği olduğunu fark ettim. Karakterler Türk ve öyle davranıyorlar.
Ayrıca kitapta daha önce taaşşuku talat ve fitnatta gördüğümüz (tarihlerini bilmiyorum belki cadı daha öncedir) "uçkuruna sahip çıkmazsan böyle böyle olur" tarzında bir eleştiri vardı. Her şey Naşit Nefi Efendi'nin ak sakallı dede olduğunda bile "kadın istemesi" yüzünden oluyor.
Bence kaliteli bir eleştiri olmuş. Ayrıca kitapta kadınlar beyaz atlı prens tarafından falan kurtarılmıyor. Gerçek bir feminizm okuyoruz aslında ve bu bence o döneme göre çok cesurca bir hareket. Çünkü kadınlar eleştiriyor bu kitapta. Ben çok sevdim, iyi ki okumuşum.
8.5/10 ☆